Sağlıklı Yaşam

Sağlıklı Yaşam

 Sağlık, kişinin bedensel ve ruhsal durumunun iyi olduğu haldir. Ancak sağlıklı insan güzel ve mutlu olabilir. Hastalık; kişinin enerjisini düşürerek, onun sağlıklı iken yapabileceği işlerden alakoyacak geçici ya da kalıcı bir durumdur. Olumlu düşünceler ancak sağlıklı vücutta üretilebilir. Ruh ve beden sağlığımız, bir bütün oluşturup enerji üretir. Bu enerji, sağlığımız iyiyse iyimserlik, uyumluluk, mutlulukla bizi ödüllendirir. Sağlımız kötü ise, kötümserlik, uyumsuzluk, mutsuzluk peşimizi bırakmaz. Sağlığımızdan biz sorumluyuz. Bu sorumluluk da bilinçli beslenmenin, olumlu düşüncenin rolü çok büyüktür. Bir o kadar da önemli etkense bulunduğumuz ortamdır.
Doğayla içice yaşayan, tarımla uğraşan insanlarda strese fazla raslanmaz. Doğayla içice yaşamak insana tabiatın bütün güzelliklerini verdiği gibi evrenide ta içinde hissetmesine yardımcı olur. Bu durum, ruh sağlığımız için çok önemlidir.
Ağaçlar ve yeşillikler yaşamımızı sürdürmemiz için şarttır. Ağaçlan süsliyen o olağanüstü güzel yapraklar bizim için hayati önemi olan oksijeni verirler. Biz böyle ortamlarda bol oksijen alır, karbondioksit veririz. Yeşil yaprakların gün içinde çıkardığı oksijeni solunum yoluyla güzelce içimize alırız. Yediğimiz besinler bu sayede kolayca yanarlar ve bizde gereken enerjinin açığa çıkmasını sağlarlar. Vücut enerjisi oluşurken meydana gelen karbondioksit gazını biz soluk vererek vücuttan dışarı atarız. Bu gaz ağaçların yaşaması için hayati önem taşımaktadır. Yeşil yapraklar bizler için ölümcül olan karbondioksit gazını seve seve emerler ve yerine bizim için hayati önemi olan temiz havayı, oksijeni sunarlar. Bu hayati alışveriş gösteriyor ki biz ağaçsız, otsuz, yeşilliksiz bir dünyada varlığımızı sürdüremeyiz. Yemek yemeden kırk gün, su içmeden üç gün yaşayabiliriz, ama solumadan yaşamamız mümkün değildir. Yaşayabilmek için topraklarımızı ekip biçmek zorundayız. Havayı akciğerlerde yakalamakla hayatı yakalamak elele yürümektedir. Bu nedenle çevremizi ağaçlarla zenginleştirmeliyiz.
Ağaçlar aynı zamanda; denizlerden, göllerden güneş ısısıyla buharlaşan su buharının soğutup yağmur olarak yeryüzüne yağmasını sağlarlar. Bu sayede yağan yağmur suları ağaç ve bitkilerin köklerinden süzülüp, çeşitli mineralleri aldıktan sonra kaliteli içme suyunun oluşumunu da gerçekleştirirler. Böylece havası güzel, suyu güzel, meyvesi, sebzesi yenmeye değer bir ortamda, cennette gibi yaşamamız daha kolay olur.
O halde, havası güzel yer, sağlıklı yaşam için paha biçilmez bir yerdir. İkibinli yıllara girdiğimiz şu günlerde, insanlar köy hayatının önemini kavradılar. Havası kirli, gürültüsü bol şehirlerden kaçış başladı, Havamızın kaliteli olması için, çevremizi mutlaka ağaçlarla donatmalıyız. Yemyeşil bitkilerin, rengarenk çiçeklerin içinde cennette gibi dolaşmalıyız. Gelişmiş ülkelerde gezinirken hiç toprak görmezsiniz. Asfalt yollar ve yemyeşil bakımlı alanlarla çevrelenmiştir ülke. Buradaki insanlar sağlıkları için yeşilin bilincine varmışlardır. Onlar için orman demek vatan demektir. Hem güzel havayı solurlar, hem de ülkelerinin bol yağış almasını sağlarlar. Bu sayede ağaçların mineral ve vitamin dolu köklerinden süzülerek akan yeraltı sularından da içerler. Bağ ve bahçelerinden de beslenirler. Tarım işiyle uğraşıp gelir de sağlarlar. İşte size huzurlu bir ortamda mutlu bir yaşam. İnsanların fazla lükse değil, doğanın zenginliğine ihtiyaçları vardır. Toprakları yeşillendirmezsek, heyelanlar, toprak çökmeleri, erozyanlar gibi felaketlerle karşılaşır ve çölün ortasında kalır, solumadan, su bulamadan ölür gideriz. Yeşil yaprakları yaşatalım ki onlar da bizi yaşatsın.
Havasız, rutubetli yerlerde ev almamalıyız. Bu tip yerlerde oturmamalıyız. Romatizma, kalp ağrısı, siyatik, verem gibi hastalıklar böyle yerlerde oturanları sever. Vücudumuzun hastalıklardan uzaklaşması havası kaliteli, güneş ışınlarıyla ışıldayan yerlerde daha kolay olur. Çinli imparatorların saraylarını güneyde, güneşli yerlere yaptırmaları bilinen bir gerçektir. Uzun ve sağlıklı yaşayan insanların yeşillikler içinde güneşli, serin dağ eteklerinde oturdukları gözlenmiştir.
Kentsel yaşamda gürültü ve hava kirliliği had safhadadır. Buna bir de stresli insanların dikkatsiz ve kaba davranışları da eklendiğinde hayat çekilmez olur. Eve geldiğimizde kendimize dinlenecek bir ortam sağlamalıyız. Yuvamıza gelir gelmez olayların içinden umutsuzluk fışkıran, vahşet görüntüleriyle dolu televizyon haberlerini seyredeceğimiz yerde dinlendirici bir müziğin büyülü sesine kulak verirsek daha iyi olur. Bütün gün dışarıda hayat gailesiyle geçen sürenin yorgunluğunu atabilmek için kendimize zaman ayırmalı ve dinlenmeliyiz. Hayat koşmaca oyunu gibidir. Evimiz dinlenmemiz için seçtiğimiz bir kaledir. Burada dinlenmezsek hayatın yükü çok fazla gelecek ve yaşamdan zevk almamağa başlayacağız. Hayat problemleriyle başetmemiz, dış dünyadaki savaştan galip çıkmamız evimizdeki huzurlu ortam sayesinde daha kolay olacaktır.
 Çoğu insan yaşamın hızına kendini kaptırıp, kendini unutur, yaşamın anlamını kavramaz, sağlığıyla ilgilenmez. Kendinin bilincinde olmadığı için de kendine bakmayı ihmal eder. Sakın yaşayan ölü olmayın. Gerçekten yaşamın tadına varın ve bu tadı doyasıya çıkarın. Kendinizi farkedin ve sağlığınızın takipçisi olun. Her fırsatta kent yaşamından uzaklaşıp, park ve bahçeler, deniz kıyısı gibi yerlerde dolaşırsanız rahatlarsınız. Buralarda özgürlüğünüzü kolayca hissedersiniz. Mutluluğunuzu cildinizin ışıltılarında da farkedersiniz.
DERLEYEN...MURAT KÜDEN(KESFETKENDİNİ EDİTÖRÜ)
İletişim:bilgi@kesfetkendini.com

Bir yorum

Cevapla

  
 
3+2 İşleminin Sonucu    
Yukarı Çık