NLP İle Korkular Kurtulmak

NLP İle Korkular Kurtulmak

En büyük korkun “korkmak“ olmalıdır. Tehlike, her türlü gelişimin, iyileşmenin ve değişimin daha başlangıçta önünü keser. Hedeflerimize ulaşmamıza engel olur, hatta hedef belirlememize bile izin vermez. Yeni ve özgün bir şey yapmak, bir şey üretmek söz konusu olduğunda içimizi bir korku, bir şüphe sarar. Bilinmeyenle karşılaşmaktansa, kötü de olsa her şeyi eski halinde bırakmak daha kolay gelir insana. Bundan dolayı de yeniliklere hep direnç gösteririz.
 
Vehamet belki de bizim hep yol dostumuz olacaktır. Önemli olan değişiklik isteğinin korkudan baskın çıkmasıdır. Nlp’ deki amaç bunu başarmaktır; isteklerimizin korkularımızdan daha güçlü olmasını sağlamak… Her yeni atılımda içimizi biraz vehamet, biraz şüphe ve coşku karışımı bir duygu kaplar. Bu duyguyu denetim etmek bireyin kendi elindedir. Fert bu duyguların kararlarını yanıltmasına ve aklını kullanmasına engel olmayacak şekilde mesafe koymalıdır. Aksi takdirde korku bizi avuçları içine alır ve hem ruhumuzu hem de kalbimizi felç eder. Aşırı tepki vermemize neden olur.

Korkunun sebebi bir tek bizim içimizde, düşünce biçimimizde. Onu oluşturan biziz. şuuraltının bir düşünce tarzından bir diğerine geçmesini sağlamak için telkinler en mantıklı çözümlerdir. Olumsuzdan olumluya, korku salan düşünceden itimat yaratana. Tehlike vakalar abartarak gösterir bize, onları imkânsızlaştırır. Hâlbuki imkânsız diye bir şey yoktur. Tecrübelerimize dayanarak lüzumlu önlemleri alabilir ve olumlu bir çözüm elde edebiliriz.
 
Her şey bir denemeye bakar. NLP’ ye nazaran de korkacağımıza ve her şeyin bir felaketle neticeleneceğini düşüneceğimize, her şeyin daha iyiye gideceğini ve hedeflerimize varabilmek için gerekli tüm imkânlara haiz olduğumuzu görmeye çalışmalıyız. Doğrusu pozitif yönde düşünmeliyiz. Eylem düşüncede adım atar çünkü.


Shakespeare’in sözcüklere döktüğü bu vehamet bakın nelere muktedir;

 

Olmak ya da olmamak. İşte tüm sorun bu.


Düşüncelerimizin katlanması mı güzel,


Zalim kaderin yumruklarına, oklarına?

Yoksa direnip belâ denizlerine karşı, “dur, yeter” demesi mi?


Ölmek, uyumak sadece.


Fakat düşünün ki, uykuda düş görebilir insan!


İşte bu kötü.


Çünkü o ölüm uykusunda,


Şu fani bedenden sıyrılıp çıktığımızda, Göreceğimiz rüyalar bizi duraksatır ister istemez.


İşte, felaketi onca uzun ömürlü kılan da bu.


Yoksa kim katlanırdı vakittin kırbaçlarına, küfürlerine,


Zorbanın haksızlığa, kibirli insanın hakaretine?


Hor görülen, aşkın acılarına, adaletin gecikmesine,


Devlet görevlisinin kendini bilmezliğine;

Sabırla bekleyen erdemli bireyin,


Değersiz insanlardan gördüğü muameleye


Yalın bir hançer darbesiyle hesabı kesilecekken?


Kim katlanırdı, bu bitkin yaşamın yükü altında

Homurdanıp terlemeye,

Ölümden sonraki bir şeyin korkusu olmasaydı!

Sınırları geçenin tekrar dönmediği,

O bilinmez ülkenin korkusu kafamızı karıştırıp

Bizleri tanımadığımız kentlere koşup gitmektense,

Başımızdakilere katlanmak zorunda bırakmasaydı?

İşte bunları düşündükçe

Ödlek olup çıkıyoruz çoğumuz

Ve işte bu şekilde karanlığın organik rengi,

Endişenin soluk gölgesinde bozuluyor;

Bulutları hedef alan büyük ve iddialı atılımlar

bundan dolayı yörüngesinden sapıyor

Ve bir girişim olmaktan çıkıyor adları.”

Korkuyla baş etmeliyiz. Korkuyu hafifletmenin yolu en çok korktuğumuz şeyleri bir kenara yazmak ve şu soruyu sormak olmalı; “En kötü ihtimalle ne olur?” Bu ihtimalleri yazıp, bunlara karşıdan şöyle bir bakmak gerek. Sonra korktuğumuz şeyler için şu suali sormalıyız; “hayatımın tamamını bu şekilde geçirmek ister miyim?” Daha sonra korktuğumuz ama yapmayı arzu ettiğimiz şey için; “Yapamazsam neler kaybederim?” sorusu gelmeli aklımıza. Doğal olarak ki ölümün kıyısında iken; “Keşke şunu da yapsaydım diye hayıflanacağım ne olabilir?” sorusu da gelmeli…


Tüm bu sorular korkunun hafiflemesine, hedef belirlemeye sebep olacaktır. İnsanların çoğunun hedefi yoktur. Birçoğunun hedefi olduğu halde eyleme geçmemektedir. Nlp eylem olmadan asla bir işinize yaramaz, onca kitabı okumak veya onca bilgiye haiz olmak… Önemli olan sizin harekete geçmenizdir. Gemi hareket ettikçe yol alır, bekleyerek değil… Hedefi olup da bunları gerçekleştirmek için eyleme geçenlerse %1’lik gibi azca bir dilimde yer almaktadırlar. Nlp’ de de incelenmiştir ve görülmüştür ki hedefine ulaşmış insanlar uzun bir süreci, vazgeçmeden çalışmış, üstün bir çaba sarf etmiş, azimli insanlardır. Başarı kolay elde edilmemektedir. Einstein’ın da dediği benzer biçimde başarıda %1 zekâ, %99 çalışma etkilidir. Hiçbir insan çalışmadan başarıya ulaşamaz. Başarıya ulaşmış insanoğlun da günleri herkes benzer biçimde 24 saattir. Herhangi bir bedel ödemeden, çaba göstermeden istediğimiz başarıyı yakalayamayız. Refah bölgemizden uzaklaşmalıyız. K. Moorleed’in söylediği şeklinde; “Hiç kimse başarı merdivenini elleri cebinde tırmanmamıştır.”
 

Eğer ki korkumuzu beynimizden atıp, hedeflerimiz için girişimde bulunursak, azimli, kararlı bir şekilde çalışırsak bundan kazancımız “ARZU ETTİKLERİMİZ olacaktır. Bu da dünyanın en kazançlı işidir.
 

YAZAN: CEMAL KONDU / KİŞİSEL VE KURUMSAL GELİŞİM UZMANI


Bir yorum

Cevapla

  
 
3+2 İşleminin Sonucu    
Yukarı Çık