Ofiste Serbest Giyime

Ofiste Serbest Giyime

Ofiste Serbest Giyime  

Yapılan araştırmada, katılanların, yüzde 62'si ofiste serbest giyime sıcak bakıyor. Ağırlıklı olumlu görüş, verimi ve yaratıcılığı artırdığı yönünde.
 
İki önemli sebep var. Bir kere bilişimciler toplu halde, bir ofiste, masa başı çalışıyor ve müşterilerle yüz yüze görüşme durumları çok az. İkincisi, oralarda hava hep sıcak. Dolayısıyla tamamen şahsi nedenlerle başlattıkları bu işin, ciddi bir akıma dönüşeceğinden habersizler.
 
Ama “onlar yapıyor, biz de isteriz” yaklaşımı burada da kısa vadede devreye giriyor. Ve serbest giyim, giderek yaygınlaşarak, iş dünyasındaki vazgeçilmez yerini ediniyor. Ancak bir süre sonra, “isteriz, daha da fazlasını isteriz” yaklaşımı, yani meşhur hedonik çark, süreci şekillendirmeye başlıyor. Khakis pantolonlar kota, spor ayakkabılar sandalete dönüşmeye başlayınca, yani kısacası “işin suyu çıkınca”, eşofmanlar ve terliklerle işe gelmeye ramak kala, imdada kurumsal giyim kodları (dress codes) uygulaması yetişiyor. Yanı sıra, meşhur konseptimiz yavrulamaya başlıyor: Üç tane çocuğu oluyor. Ne şiş ne de kebap yanıyor.

Bugün, iş dünyasında üç ana serbest giyim modeli var. Firmanın sektörü, coğrafik konumu ve çalışan profili, seçilecek olan modeli belirlemede etken:

1. Klasik serbest giyim

2. Spor, şık serbest giyim (smart casual)

3. Rahat serbest giyim (relaxed casual)

Yararlı Mı Zararlı Mı?


Aslında serbest giyim uygulamasının dört ana amacı var:

1. Çalışanlara rahatlık sağlamak

2. Yaratıcılığı artırmak

3. İletişimi desteklemek

4. Hiyerarşiyi görüntüde azaltmak

Türkiye’de çalışanların yüzde 62’sinin, serbest giyim uygulamaları hakkında pozitif görüş beyan ettiklerini tespit ettik. İşin en olumlu tarafı olarak da, “yaratıcılığı ve verimi artırması” unsuru öne çıkıyor.

Aslında terazinin iki kefesinde de farklı meseleler var dikkate değer. Birincisi, iş arayanlar, serbest giyim uygulayan firmaları
daha fazla tercih ediyor. Sonra, uygulamanın ast-üst ilişkilerine çok olumlu yansımaları olduğu gözleniyor. Ayrıca bu firmalarda çalışanların, daha verimli çalıştıkları da tespit edilmiş bir diğer gerçek. Çalışan açısından bakıldığında da, fazla giyim harcamasını önlemesiyle ekonomikliği ve ofis içinde hareket rahatlığı sağlaması, öne çıkan avantajları.

Ama her işte olduğu gibi, bir de madalyonun öbür yüzü var. Serbest giyim uygulaması olan firmalarda, bir süre sonra çalışanlarda lakaytlık artıyor; işe geç gelme gibi kurum imajını zedeleyecek davranışlar gözleniyor. Rahatlık yerini bir süre sonra “fazla rahatlığa”, hatta oradan da “kabalığa” bırakıyor. İlginç bir istatistik, 1999’da hukuk firması Jackson Lewis’in serbest giyim uygulayan firmalarla yaptığı çalışmada karşımıza çıkıyor: Bu firmaların yüzde 25’inde cinsel taciz oranının arttığı görülüyor.

Popülaritesinde Düşüş Var Mı?

Son 5-6 yılda serbest giyim uygulamalarının popülaritesini kaybettiği ve yerini yine klasik takımlara bıraktığı hakkında farklı mitler dolaşıyor iş dünyasında. Gelin bakalım rakamlar ne diyor: Türkiye için yapılan tek ve en kapsamlı çalışma, 2001’de  “Profesyonel İş Yaşamında Kişisel İmaj” araştırması. İstanbul’da 103 üst düzey yöneticiyle yapılan görüşmeler sonucu, Serbest Cuma uygulaması oranının yüzde 40 olduğu belirleniyor. Aradan geçen süre içinde yüzde 50’yi aştığını varsaymak yanlış olmaz sanırım.
 
Amerika’da Serbest Cuma uygulaması ise yüzde 99’dan yüzde 87’ye düşmüş gözüküyor. Konseptin, tarih olduğunu söyleyebilmek için halen yüksek bir oran. Mart 2003’de Amerika’da The Business Research Lab tarafından yapılan araştırmaya göre ise görüşülen firmaların yüzde 49’u, “İşyerinde giyim kuralları son iki yılda değişmedi” diyor. Daha da önemlisi, yüzde 40’ının “eskiye göre daha serbest” olduğunu söylemesi.

Serbest Giyimin Geleceği

Serbest giyim konseptinin geleceği hakkında konuşabilmek için, rakamların dışında, bir de giyim ve moda konseptlerine açıklık getirmek gerektiğini düşünüyorum. New York Devlet  Modaya tepki olarak oluşan tüm akımlar, bir süre sonra “moda” olmuşlar. Örneğin, bir “trickle up fashion” (aşağıdan yukarıya) örneği olan sokak modası, anti-moda olarak başlamış, ama sonunda moda olmuş. Keza punk akımı da bundan nasibini aldı ve Vivienne Westwood gibi meşhur tasarımcıların koleksiyonlarında yer buldu. Ben, “serbest giyim” yaklaşımının da benzer bir evrim süreci yaşadığına inanıyorum. Serbest giyim de, aslında klasik “iş modasına” bir tepki olarak doğdu, ama bir süre sonra, büyük bir sanayiye dönüştü ve yeni markalar yarattı. Dolayısıyla, kısa veya uzun vadede, firmalar için önemli bir “çekicilik unsuru” olan serbest giyim uygulaması konusunda, radikal bir değişiklik beklemek sanırım yanlış olur. Kanımca, olası en büyük değişiklik, yeni segmentler yaratılması şeklinde görülebilir. Ne bileyim, tarım ürünleri firmaları “country casual” giyim tarzını lanse edebilirler mesela. Neden olmasın?

DERLEYEN...EMRE ŞEN

Bir yorum

Cevapla

  
 
3+2 İşleminin Sonucu    
Yukarı Çık