Etkili Ve Verimli Ders Çalışma Taktikleri Nelerdir?

Etkili Ve Verimli Ders Çalışma Taktikleri Nelerdir?

Etkili Ve Verimli Ders Çalışma Taktikleri Nelerdir?

Ders çalışmayı canımız isteyince, aklımıza gelince yapılan bir iş olmaktan çıkarıp, belirli bir metot, plân ve program çerçevesinde yeniden düzenlemeliyiz.

Metot

Descartes, Metot Üzerine Konuşma isimli eserinde: "Metot, herhangi bir hakikati keşfetmek için zihnin kuvvetlerini kendine doğru çevirmek gereken şeyleri sıra ve düzene koymaktan ibarettir." der, ve metot olarak dört esas ileri sürer.

1.  Ön yargısız olmak.

2. Yapılacak olan işi gerektiği kadar bölümlere ayırmak.

3.  En basit ve bilinmesi en kolay olandan başlamak.

4.  Öğrenilenlerin tekrarını yapmak.

Metot, ders çalışmaya dair veya problem çözmeye dair genel bir yaklaşım, genel bir anlayış ya da genel bir tarzdır.

İlkelere gelince;

1. Bilimsellik önyargısız olmayı gerektirir. Bir ders, bir konu, bir problem vs. karşısında önyargısız olmalısın. "Fizik zor bir derstir, ben yapamam." dememelisin. Pek çok insan yapabildiğine göre, sen de yapabilirsin. Belki yüzde yüz olmayabilir, ama yüzde yetmiş neden olmasın? Yüzde yetmişi başardıktan sonra, yüzde doksan neden olmasın? "Sayısal becerim zayıf olduğu için, grafik ve tablo okumayla ilgili coğrafya sorularını yapamıyorum." deme. Ne gibi çalışmalar yaptın da sonuç alamadın?

2.    Sayılar konusunu çalışmak istediğini kabul edelim. Bunu bir bütün olarak alıp halletmeye kalkmak yerine; rakam, sayı, sayı çeşitleri, basamak kavramı, sayı sistemleri, doğal sayılar, tam sayılar, rasyonel sayılar, reel sayılar vs. biçiminde alt başlıklara ayırmalı ve sırasıyla halletmelisin. Daha sonra da, bu parçaları zihninde birleştirmelisin.

3.    Sayılar, polinomlar ve parabol konularını halletmek istediğini kabul edelim. Bu üç konunun en kolayı sayılar, en zoru parabol olduğu için, işe sayılardan başlamalısın.   Daha  sonra  polinomları,  sonra  da parabolü halletmelisin.
4. Çalıştığın konuları belli aralıklarla tekrar etmelisin. Senenin başlarında haftada bir gün  


Bence, bir metod hatası yapmaktasın sevgili kardeşim. Şu arkadaş gibi evvela okuma yazmayı öğrenerek işe başla. Gerisi daha sonra gelir. Talik toplam çalışma süresinin yedide biridir, birkaç ay sonra haftada iki gün, daha sonra haftada üç gün veya dört gün geçmiş konuları tekrar etmelisin. Sınava bir iki ay kala, bütün konular halledilmiş olmalı ve konuların tekrarı tamamlanmış olmalı.

Plân - Program


Plân, bir faaliyetin gerçekleştirilmesi için önceden tasarlanmış hareket tarzıdır.

Sözgelimi sınava 10 ay var. Bu 10 ay içinde yapman gereken işleri alt alta yazmalısın. Tamamlanması gereken konular, bitirilmesi gereken kitaplar ve konu tekrarı gibi. Ana hatlarıyla hangi günde hangi işi nasıl yapacağını plân çizelgesine yazmalısın. Yaptığımız plân taslağının içini haftanın günlerini ve günün saatlerini programlayarak doldurmalısın. Bunun için program çizelgeleri kullanılmalıdır. Program yaparken; haftanın hangi günlerinde ya da günün hangi saatlerinde, zihnen ve bedenen daha dinç veya daha yorgun olacağımızı göz önüne almalıyız.

Vücudumuzu faaliyete geçiren ve zinde tutan hormonlardan biri "kortizon" dur. Vücudumuzdaki kortizon miktarı vücudun yorulmasıyla orantılı olarak azalır. Bu sebeple sabahın erken saatleri zihnen ve bedenen en dinç olduğumuz saatlerdir. Günlük program yaparken, yoğun zihin faaliyeti gerektiren dersleri ya da konuları günün erken saatlerinde halletmeyi, günün ilerleyen saatlerinde kolayca halledilebilecek dersleri ya da konuları halletmeyi öngörmeliyiz.

İşte  en harika plân bul

Yıllık Çalışma Plânı

Plân çizelgeleriyle bir yılınızın çerçevesini belirlemeden önce, tutarlılığı ve verimi artırmak için, "Uzmanından ders çalışma stratejileri" bölümünü okuyunuz.

Yıllık plân çizelgesi doldurulurken, Ekim ve Kasım ayında haftanın bir gününü; Aralık ve Ocak ayında haftanın iki gününü; Şubat ve Mart ayında haftanın üç gününü; Nisan ayında haftanın dört gününü konu tekrarına ayırmak uygun olabilir.

Mayıs ayını genel tekrara; Haziran Ekim    Kasım    Aralık    Ocak    Şubat    Mart    Nisan    Mayıs    Haziran ayını geçmiş yıllarda Üniversite sınavında çıkan sorularla kendinizi denemeye ayırmalısınız. Genel tekrarı; süreyi de göz önüne alarak, soru bankalarından soru çözerek ve deneme kitaplarından sınav denemesi çözerek yapmalısınız.

Yıllık plân çizelgesini aşağıdaki açıklamaların ışığında doldurunuz.

1.   Bir yıl içinde çalışıp, halletmen gereken dersleri büyükçe bir kâğıda yan yana yazmalısınız.

2.   Her dersin altına o dersin konu başlıkları yazılmalı.

3.   Bu işi bilen birinin (Bu kişi sizin performansınızı bilen biri olmalı.) yardımıyla, her konunun yanına yaklaşık kaç saatte 
halledilebileceği yazılmalı.

4.   Nisan ayında bitirecek şekilde, bütün derslerin konuları yıllık plâna yerleştirilmeli.

Aylık Çalışma Plânı

Yıllık çalışma plânı kabaca doldurulduktan sonra, ilk çalışma ayınızın plânını yapmalısınız. Bu ay, yapılan yıllık plânın tutarlılığını görmenizi sağlayacak bir deneme (uygulama) ayı olarak da görülebilir. Ay sonu itibarıyla ön görülen program gerçekleştirilebilmişse problem yoktur, bir sonraki ayın aylık çalışma plânını yürürlüğe koyabilirsiniz. Zamanınız artmışsa, artan bu süreyi test çözmeye, kitap okumaya ya da performansınızı artıracak etkinliklere ayırabilirsiniz. Zaman yetmemiş ve konular sarkmışsa, bu durumda günlük çalışma sürenizi ve çalışma veriminizi artıracak çözümler bulmalısınız.


Haftalık Çalışma Planı

Haftalık ders çalışma  plânı oluşturulurken aşağıdaki hususlar göz önüne alınmalıdır.

1.  Okula devam edenler okulun haftalık ders programını, dershaneye devam edenler dershanenin haftalık ders programını, hem okula hem de dershaneye   devam   edenler   ikisini   birlikte   göz önünde  bulundurarak,  genel  bir haftalık ders çalışma plânı oluşturmalı.

2.  Bazı çalışmalar çok yoğun bir zihinsel faaliyet gerektirirken, bazı çalışmalar daha az bir gayretle gerçekleştirilebilir. Bunun için kendinizi tanımalısınız. Günün hangi saatlerinde performansınız  daha   yüksek,   hangi   saatlerinde   daha düşük. Daha yoğun zihinsel faaliyet gerektiren çalışmaları   performansınızın   yüksek   olduğu saatlere yerleştirmelisiniz.

3.  Görülen ders aynı gün içinde tekrarlanmalıdır. Sözgelimi, pazartesi günü okul ders programında fizik dersi varsa, haftalık çalışma plânında fizik  dersini   gözden   geçirmeyi   ve   pekiştirmeyi amaçlayan bir çalışma ön görülmelidir.

4.  Üç beş saatlik blok çalışmalar, farklı karakterli derslerle çeşitlendirilmelidir. Sayısal karaktere sahip bir dersten sonra sözel karakterli bir derse geçilmelidir.

5.  İki ya da üç saatlik çalışma, 50 dakika ders ve 10 dakika dinlenme biçiminde düzenlenebilir.

6.  Dört saat ya da daha fazla çalışılacaksa, yine her saatin 10 dakikasını dinlenmeye ayırmak uygun olur. Ancak, ikinci ya da üçüncü saatten sonra 30 dakika kadar dinlenme uygundur.

Ben Bunları Yaptım!

Plân program her şey güzel. Ancak, bazen işler istediğimiz gibi gitmeyebilir. Çevremizde, motivasyonumuzu olumsuz yönde etkileyecek olaylar cereyan edebilir. Böyle bir durumda zaman disiplinimiz bozulur, program çerçevelerinin dışına savruluruz. Böyle bir kriz döneminden geçilirken, derslere yeniden konsantre olmak kolay olmaz.

Deprem evimizi birkaç kez sallayınca, herkesle birlikte çocuklarımın da motivasyonu en alt seviyelere indi. Daha önce gayet güzel uygulamakta oldukları çalışma programları aksadı. Kendilerini derse veremez hâle geldiler. Üç dört saatlik çalışmanın karşılığı hemen hemen bir hiç olmaktaydı.

Onların çaresizliği karşısında aklıma, gelecekte neler yapılacağına dair çizelgeler oluşturmak yerine, içinde bulunulan günden itibaren nelerin başarıldığının liste edilmesi fikri geldi. Ben bunları yaptım çizelgesi oluşturdum ve onlardan bu çizelgeye kaç sayfa kitap okuduklarını, kaç soru çözdüklerini, hangi konuları halletiklerini yazmalarını istedim. Üç beş gün içinde çalışma verimleri arttı.

Sevgili gençler, çalışma disiplininizin kaybolduğu kriz dönemlerini "Ben bunları yaptım" çizelgesi oluşturarak, ve kendinizle yarışarak aşabilirsiniz.

Akıl Defteri

"Aklım defter değil ki; unutmuşum!" sözünü mutlaka duymuşsunuzdur. Evet, aklımız defter değil unutabiliriz. Bunun için "İnsan nisyan ile malûldür." denilmiştir.

Üniversite yıllarında tanıdığım, kendisini daima minnet ve hürmetle andığım, Çanakkale ve Kurtuluş savaşı gazisi merhum emekli Albay İbrahim Hulusi Bey'den duymuştum, ilk kez "akıl defteri"ni. Etrafındaki insanlara: "Duyduğunuz güzel bir sözü, daha sonra yapmanız gereken işleri bir deftere (Kasdedilen cep defteri) yazın: Siz unutursunuz; ama defter unutmaz." derdi. Subaylık yaptığı yıllarda, yapılması gereken işleri ve komutanlarının direktiflerini akıl defteri adını verdiği cep defterine yazmayı alışkanlık hâline getirdiğini anlatırdı.

Bak, bu akıl defteri.

Yapacağım her işi bu deftere yazıyorum

Sen de yapabilirsin.

"Unuttum!" mazeretinin ardına sığınmak istemiyorsanız, benim adına "akıl defteri" diyeceğim; sizin ise eğer bu ismi tutmadınızsa, "ödev defteri" diyebileceğiniz bir defteriniz olmalı.

Ders Çalışmaya Başlamak Yoğunlaşma

İnsanın dikkatini kontrol etme yeteneğine yoğunlaşma adı verilir.

Benim asıl üzerinde durmak istediğim konu, yoğunlaşmanın ne olduğu değil; yoğunlaşmayı engelleyen ya da yoğunlaşmaya olumlu katkı yapan etkenlerin neler olduğudur. Çünkü, ders çalışmak için oturduğunuzda, derse yoğunlaşmanıza engel olan etkenlerden kurtulmanız gerektiği gibi, iyi yoğunlaşmayı sağlayan davranışları da alışkanlık hâline getirmeniz gerekir.

Sorulara müthiş yoğtınlaşyorum.

bana test dayanmıyo bee...

İki Örnek

Yoğunlaşma ile başarı arasındaki ilişkiyi ortaya koymak için, biri fizikle ilgili biri geometri ile ilgili olmak üzere, iki örnek sunmak isterim.

Mercek

Ali ve Ali gibi başarılı öğrenciler soruları kısa sürede çözebilir. Fakat, Can ve Can gibi başarısız öğrenciler soruları çözmeyi bir türlü beceremez. Bazen, daha önce çözdükleri bir soruyu bile, daha sonra çözemeyebilirler. Belki, soruyu bile kavrayamazlar. Bu problemin çözümünü "mercek" örneğiyle açıklayalım.

Hem fen bilgisi dersinde hem de fizik dersinde merceğin ne olduğunu gördünüz. İnce kenarlı olanları var, kalın kenarlı olanları var. Ben ince kenarlı olanını kasdediyorum.

Sevgili öğrenciler, ışığın yaydığı ışınlar kâğıdı yakmaz. Fakat, kâğıdın üzerine mercek tutulursa kâğıt yanar. Nedenini biliyor musunuz?

Çünkü mercek, üzerine gelen ışınları bir noktaya toplar. Aynı noktaya düşen ışın miktarıyla orantılı olarak sıcaklık artar. Buna bağlı olarak bir süre sonra kâğıt yanar.

Can ve Can gibi konsantrasyon sıkıntısı çeken öğrenciler, ele aldıkları bir soruyu, bir bakışta çözemezler. Çünkü, o anda bütün zihin güçlerini soruya yoğunlaştıramazlar. Bazen; vücutlarındaki bir kırgınlık, baş ağrısı, rahatsızlık verecek seviyede açlık veya tokluk böyle bir sonuç doğurabileceği gibi; aşırı üzüntü, aşırı kaygı, aşırı heyecan veya aşırı sevinç de böyle bir sonucu doğurabilir.

Söylemek istediğim, yüzeysel bir bakışla soru çözülemez. Gerekli çalışmayı yaptıktan sonra bütün zihin gücünüzü soruyu çözmeye yoğunlaştırabilirseniz çözüme kolayca ulaşabilirsiniz.

Üçgenin Alanı

Üç tane üçgen alalım. Sırasıyla; taban uzunluğu 100 cm, yüksekliği 1 cm; taban uzunluğu 10 cm, yüksekliği 10 cm, taban uzunluğu 1 cm, yüksekliği 100 cm.

Bu üç üçgenin üçünün de alanı 50 cm2 dir.

Alanı değişmemek koşuluyla, üçgenin taban uzunluğu azaldıkça yüksekliği artmaktadır.

Üçgenin alanının yerine kendi kapasitenizi koyun. Kapasitenizi (dikkatinizi) 100 ayrı işe dağıtırsanız her birinde 1 birim başarınız olur; 10 ayrı işe dağıtırsanız her birinde 10 birim başarınız olur. Bütün gücünüzü 1 işe sarf ederseniz o işte 100 birim başarı kazanırsınız.

Elbette, bunlar birer örnek. Ve birebir karşılaştırma yapılamayabilir. Ancak, daha okulunun ya da dershanesinin kapısından dışarıya adımını atmadan, nerelerde eğleneceğinin plânlarını yapmaya başlayan; sokaklarda vitrinleri, gazete manşetlerini ve etrafını seyrederek, şuursuzca yol alan; günlük siyasi gelişmeleri, sportif gelişmeleri, magazin basınını vs çok yakından takip eden; sık sık sinemaya giden; günde 2-3 saat televizyon seyreden bir öğrenci için ne söylenebilir? Bu kadar dağıtılan ve yorgun düşen bir zihnin dersleri kaldırmaya mecali kalır mı? Pek tabii, kalmaz.

Bütün gücünüzü üniversiteye hazırlığa ve sizi üniversiteye hazırlığa motive eden etkinliklere sarf etmelisiniz.

5 Nisan Kararları

Hafta içi programına devam eden öğrencilerimle başarılı bir çalışma yürütmekteydik. Onlar fen grubunun en iyi sınıfıydı. Çarşamba günleri öğleden sonra etüt yapıyorduk.

Yine böyle bir gündü, etüt için sınıfa gittiğimde farklı bir tabloyla karşılaştım. Önceleri hemen hemen hepsi katıldığı hâlde, bu kez yarıya yakını gelmemişti. Gelenler de, olması gerektiği gibi ders çalışır vaziyette değillerdi. Yüzlerine yansıyan; şaşkınlıktan, korkudan ve karamsarlıktan tonlar taşıyan tablo ise, görüntünün en tuhaf yanıydı.

"Bu ne hâl, çocuklar?" diye sordum. Verdikleri cevap: "Bilmiyor musunuz hocam?" oldu.

"Neyi  bilmiyorum ki çocuklar?" dedim.

"Hocam, TL değer kaybetti, döviz fiyatları yükseldi..." dediler.

Meğer, hükümet yeni bir mali program paketi açmış ve bunun gereği olarak develüasyon (TL'nin diğer paralar karşısında değerinin düşürülmesi) yapılmış. Bu, hayat pahalılığı anlamına geldiği için, öğrencilerimin morali bozulmuş. Hiç abartmıyorum, hepsinin hâli cin çarpmış gibiydi.

Oysa, onların üzülmelerinin ekonomiye ya da ülkeye hiçbir faydası olmayacağı gibi, bilakis zararı oluyordu.

Sevgili öğrenciler, bugün sonucunu değiştiremeyeceğiniz olaylara kafanızı takıp moralinizi bozmayın. Sonucuna etki edebildiğiniz bir şeyi yapmanın doğru olduğuna inanıyorsanız, elinizden geleni arkanıza bırakmayın. Şu anda yapmanız gereken, sadece önünüzdeki sınava hazırlanmak olmalıdır.

Yoğunlaşmaya Engel Olan Etkenler

1.   Psikolojik etkenler

*  İsteksizlik

*  Aşırı kaygı

* Aşırı güven

*  Başaramama korkusu

2.   Bedensel etkenler

*  Hastalık hâli

*  Kötü beslenme

Aşırı açlık Aşırı tokluk - Aşırı yorgunluk

*  Uykusuzluk

3.   Çevre şartları

*  Gürültü

Televizyon Teyp Posterler Walkman Çocuk sesi

* Telefon

 Araya giren işler

*  Yatakta ders çalışma girişimi

*  Çalışma odasının aydınlatmasının yetersiz olması

*  Çalışma odasının havalandırmasının yetersiz olması

İyi Yoğunlaşmayı Sağlayan Alışkanlıklar

1. Çalışmaya istekli olun.

Çalışmayı, sizin dışınızda birilerinin isteğini yerine getirmek için değil, hedefinize ulaşmak için ve programınızın gereği olduğu için yapın.

2. Zihninizi konuya hazırlayın.

Okuldan (veya dershaneden) eve döndüğünüzde matematik dersinin köklü sayılar konusunu çalışmak istediğinizi düşünelim. Daha önce öğretmenden dinlediğiniz için, konuyu kabaca biliyor olmalısınız. Dolayısıyla bu bilgi çerçevesinde, ders çalışmaya oturana kadar konuyu hayalinizde canlandırmaya çalışmalısınız.

3.  Kendinizi tanıyın.

*  En iyi verimi günün hangi zaman diliminde alacağınızı bilmelisiniz.

*  Konuyu  hangi  yöntemle çalışırsanız en  iyi verim alırsınız?

Bir dergiden çalışarak, bir kitaptan çalışarak, arkadaşınla birlikte çalışarak, etüt çalışmasına katılarak, ek derse katılarak...
Bunların biri ya da birkaçı sana uygun öğrenme yöntemi olabilir.

* Bir kronometre kullanın.

Duygularınızla değil, aklınızla hareket edin. Canınız istediği kadar değil, çalışmanız gerektiği kadar çalışın.

4. Açık ve gerçekçi hedefler belirleyin.

Köklü sayılar konusunu çalışmak istediğinizi düşünelim. Önce, konuya kuşbakışı yapın. Konuyu kaç saatte halledebileceğinizi düşünün. 3 saatte halledebileceğinizi kabul edelim. Buna göre, konuyu üçe ayırıp, her bir saatte bir parçayı halledin.

5.  Dikkati dağıtan etkenlerden kurtulun.

6. Özet yapın.

Konuyu 3 saatte halletmeyi programlamıştınız. Birinci saatin sonunda öğrenilenlerin özeti yapılmalı. İkinci saatin sonunda baştan itibaren yine özet yapılmalı. Üçüncü saatin sonunda bütün konunun yeniden özeti yapılmalı. Özet yapılırken kaynaklara bakılmamak Daha sonra kaynaklarla karşılaştırılmalı.

7.  Başka işle ilgilenmeyin.

8. Olumlu veya olumsuz hayal kurmayın.

Kendinizi, hayal kurarken yakaladığınızda çalışma süresini 10 dakika uzatmayı kararlaştırın.

9. Walkman dinlemeyin. Televizyon seyretmeyin.

Yoğunlaşmaya engel olan etkenler arasında zikredildi. Fakat önemine binaen tekrar etme gereği duyuyorum; Ders çalışırken walkman dinlemek veya televizyon seyretmek dikkati dağıtır, zihni yorar. Konuyu kavraya-mazle düşersiniz.
Unutmayın, insan ya müzik dinler ya da ders çalışır. Ya televizyon seyreder ya da ders çalışır. Kendinize eziyet etmeyin.
Walkman ve televizyon, yoğunlaşmanın en büyük düşmanıdır; bir de telefon.

10.  Bir zamanda bir iş yapın.

Bir zamanda yalnız tek bir iş yap, yalnız bir ders, bir kitap hatta bir fasıl üzerinde çalış. Tâ ki, dikkatin ve kuvvetin yayılıp zayıflamasın. Bir zamanda birden fazla iş yapayım diyen, tam ve temiz yapamaz.

11.  Başlayın ve bitirin.

Başladığın bir işi (bir dersi, bir kitabı, bir vazifeyi) yapıp bitirmeden başka bir işe başlama. Yarıda kalan iş, başlanmamış demektir.

Çalışma İpuçları

1.    Öğrenilen bilgiyi sindirmek için kendinize zaman tanıyın. Ancak, bu zaman zarfında sizi öğrendiklerinizden uzaklaştıracak işlerden ve ortamlardan uzak durun.

2.    Bir defada çok fazla yeni fikir kafa karıştırır. İnsan beyni bir zaman diliminde altı yedi fikri başarıyla işleyebilir. Yeterli ölçüde tekrar yapılırsa bilgi bellekte muhafaza edilir.

3.    Çalışmayı alışkanlık hâline getirin. Çalışırken eğlenin, eğlenmeniz öğrenme aracı olsun.

4.    Hangi vakitlerde ve hangi koşullarda daha iyi öğrendiğinizin farkında olun.

5.    Kafanızı meşgul eden dersleri ya da konuları hallederek, onu halletmenin verdiği mutluluğu yaşayın. Bu, sonra
yapacağınız çalışmalar için de bir potansiyel güç olacaktır.

6.    Çalışmalarınızı ertelemenin, sizi nasıl huzursuz edeceğini düşünün. Duygularınızı değil, aklınızın sesini dinleyin. Başarının resmine bakın. Asla çalışmalarınızı ertelemeyin.

7.    Ölü vakitleri canlandırın. Cebinizde ya bir formül kitabı bulundurun, ya da "akıl defterinize yeni gördüğünüz konuyla ilgili formülleri yazın. Kuyrukta beklerken, otobüs yolculuğunda, vs. o konuyla ilgili formülleri zihninizde canlandırın. Hatırlayamadıklarınızı kitaptan ya da defterden bakarak tamamlayın. Ya da kitap okuyun. Kitap okuma, her ortamda beyin gelişiminiz için kendinize yapabileceğiniz iyiliklerin başında gelir."

8.   Yatmadan önce, o gün öğrendiklerini tekrarlarsan büyük bir kazanç sağlarsın.

9.    Bilmediğinizi sormaktan asla çekinmeyin.

Başarının Uç Anahtarı

Daha Kolay Öğrenmenin Aşamaları

Çalışmak

Öğrenmek

Gözden Geçirmek

Fazlasını Öğrenmek

Değerlendirmek

Daha Yüksek Test Sonuçları Ve Notlar Almak

Kendine Daha Fazla Güvenmek

... Ve Daha Kolay Öğrenmek

Okuma Parçası

İşlem Sırası

On artı sekiz bolü iki, işleminin sonucu kaçtır? (10+8:2=?)

Bu probleme iki türlü cevap verilebilir:

Birincisi: Önce 10 ile 8 toplanır, sonra da 10 ile 8 in toplamı olan 18 sayısı 2 ye bölünür, sonuç olarak 9 bulunur.

İkincisi: Önce 8 sayısı 2 ye bölünür, sonra da 8 in 2 ye bölümü olan 4 sayısı 10 ile toplanır, sonuç olarak 14 bulunur.
Problemin sonucu, önce toplama sonra bölme işlemi yapılınca 9 ; önce bölme sonra toplama işlemi yapılınca 14 bulunur. İki farklı sonuç çıktığına göre, ikisi de doğru cevap olabilir mi? Bu sonuçlardan sadece biri doğru ise acaba hangisi doğru, hangisi yanlış?

On artı sekiz eksi iki, işleminin sonucu kaçtır? (10+8-2=?)

Bu probleme üç türlü cevap verilebilir:

Birincisi: Önce 10 ile 8 toplanır, sonra da 10 iie 8 in toplamı olan 18 sayısından 2 çıkarılır, sonuç olarak 16 bulunur.

İkincisi: Önce 8 sayısından 2 çıkarılır, sonra da 8 ile 2 nin farkı olan 6 sayısı 10 ile toplanır, sonuç olarak 16 bulunur.

Üçüncüsü: Önce 10 sayısından 2 çıkarılır, sonra da 10 ile 2 nin farkı olan 8 sayısı 8 ile toplanır, sonuç olarak 16 bulunur.

Problemin sonucu, önce toplama sonra çıkarma işlemi yapıldığında da önce çıkarma sonra toplama işlemi yapıldığında da 16 çıkmaktadır.

Demek ki, toplama işlemi ile çıkarma işleminin sırasını değiştirmek problemin sonucunu değiştirmediği hâlde, toplama işlemi ile bölme işleminin sırasını değiştirmek problemin sonucunu değiştirmektedir. Çünkü, toplama işlemi ile çıkarma işlemi arasında öncelik sırası olmadığı hâlde, toplama işlemi ile bölme işlemi arasında öncelik sırası mevcuttur. Önce bölme işlemi yapılır, sonra toplama işlemi.

Peki, günlük hayatta durum çok mu farklıdır?


Üniversiteye giriş sınavına hazırlanmakta olan bir öğrencinin önünde, aşağıdaki dört kurs alternatifinin bulunduğunu kabul edelim:

* Üniversiteye hazırlık kursu

* Yabancı dil kursu

* Bilgisayar kursu

* Diksiyon kursu

Normal bir öğrencinin yapması gereken tercih nasıl olmalıdır?

Öğrenci üniversite sınavına hazırlanmakta olduğuna göre, sadece üniversiteye hazırlık kursunu tercih etmelidir. Gücünü ve zamanını verimli bir şekilde değerlendirip, hayalini kurduğu üniversiteyi kazanmalıdır.

Bundan sonra, yabancı dili ve bilgisayarı birini önce diğerini sonra ya da ikisini birlikte, ama mutlaka halletmelidir. Daha sonra diksiyon kursunu düşünülebilir.

Sakın unutmayın! Öncelik sırası olan işlemlerde işlem sırasına uyulmazsa  doğru sonuca ulaşılamaz.

DERLEYEN....DRPİST

Bir yorum

Cevapla

  
 
3+2 İşleminin Sonucu    
Yukarı Çık