Bilgi Tek Başına Bir Güçtür

Bilgi Tek Başına Bir Güçtür

Bilgi Tek Başına Bir Güçtür


AYLARDIR O'nu anlatıyorlardı. Genç, sağlıklı, zengin, mutlu ve başarılı olduğu söyleniyordu, inanmak için kendim görmeliydim. TV. stüdyosundan ayrıldıktan sonra O'nu yakından seyrettim ve bir ülkenin başkanından, korku dolu insanlarına kadar herkese önerilerde bulunduğunu gözledim. Sonraki birkaç hafta da izlemeye devam ettim. O'nu bazen diyet uzmanlarıyla tartışırken, bazen yöneticileri eğitirken, bazen atletlerle antrenman yaparken ve bazen de özürlü çocuklar hakkında bilgi alırken gördüm. Yurt içi ve yurt dışındaki gezilerinde muhteşem mutluluğunu ve karışma olan çılgınca aşkını, gözlerinden her saniye okumak mümkündü. Çok yoğun geçen bu günlerden sonra, ailesiyle birlikte birkaç gün geçirmek için San Diego'da Pasifik Okyanusu'na bakan şatolarına gittiler. 

 
Kolej mezunu yirmi beş yaşındaki bir genç, bu kadar başarıyı bu kadar kısa zamana nasıl sığdırmıştı? Üç yıl önce bu genç adam 37 metrekarelik bekar evinde bulaşıklarım, banyo küvetinde yıkıyordu. Nasıl olmuştu da on beş kilo fazlası bulunan, insan ilişkilerinde bocalayan, hayattan beklentisi az ve oldukça mutsuz bir insan; birden ilgi odağı, sağlıklı, saygı duyulan, insan ilişkileri mükemmel ve sınırsız başarı şansına sahip bir kişi oluvermişti. Her şey akıl almaz görünüyordu ve hayretler içinde kalmıştım. Kısaca anlattığım bu hikaye, benim hikayemdir. 


Hayatın başarıyla eşanlamlı olduğunu kesinlikle söylemiyorum. Herkesin yaşantısında gerçekleştirmek istediği farklı hayalleri ve idealleri vardır. Ayrıca şundan kesinlikle eminim; kimi tanıdığınız, nereye gittiğiniz veya neye sahip olduğunuz, kişisel başarının gerçek ölçüşü değildir. Bana göre başarı, daha iyiye ulaşmak için sürekli çaba göstermektir. Başarı; diğer insanlara yardımcı olmaya çalışırken duygusal, sosyal, ruhsal, psikolojik, bilimsel ve finansal konularda kişiyi sürekli geliştirecek bir olanaktır. Başarıya giden yol, her an yapım halindedir. Başarı; ulaşılması gereken bir sonuç değil, sürekli gelişen bir çalışmadır. Hikayenin özü çok basittir. Bazı prensipleri uygulayarak; kişisel olarak kendimle ilgili düşüncelerimi nasıl değiştirdiğimi ve nasıl başarılı sonuçlar elde ettiğim! öğreneceksiniz. Bu yazının asıl amacı, hayatımı daha iyiye ulaştıran değişikliklerin nedenlerim sizinle paylaşmaktır. 

Sizin de bu sayfalarda açıklanan teknolojileri, stratejileri, yetenekleri ve felsefeleri yol gösterici olarak görmenizi içtenlikle diliyorum. Hayallerinizi gerçekleştirmek için size sihirli gücü verecek aslan her birinizin içinde yatıyor. Onu salıvermenin şimdi tam zamanıdır. Rüyalarımı gerçek yaşama ne kadar aktarabildiğimi gördükçe, inanılması güç minnettarlık ve hayranlık hisleriyle doluyorum. Henüz mükemmele ulaşamadığımı biliyorum. Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, eskiden ulaşılması hayal bile edilemeyen, mucize olarak görülen şeyleri, bir gecede başarabilecek birçok insan var. Örneğin Steve Jobs'a bir bakın. Züğürt, kot giyen bir çocukken bir ev bilgisayarı için ortaya koyduğu düşüncesiyle, tarihte hiç kimsenin ulaşamadığı bir hızla Fortune 500 şirketini kurmayı başardı. Ted Turner'a bakın. Yeni doğmuş sıradan bir kablolu yayın şirketini aldı ve bir imparatorluk yarattı. Steven Spielberg ve Bruce Springsteen gibi eğlence dünyasındaki kişilere, Lee lococca veya Ross Perot gibi iş adamlarına bakın. Genelde müthiş, harikulade başarılarının dışında, diğerlerinden ne farkları var? Güçleri var. 


"Güç, heyecan verici bir kavram, insanların bu kavrama yaklaşımları farklıdır. Bazıları için güç, olumsuz ve itici bir anlam taşır. Bazıları gücü elde etmek için hırslanırlar. Bazıları da sanki güç; şüpheli, sadece para için kullanılan bir olguymuş gibi ondan korkarlar. Ne kadar güç istiyorsunuz? Kazanmak ya da gelişmek için sizce ne kadarı yeterlidir?


Sizce güç, gerçekten ne anlama geliyor? Ben gücü zorba insanlar gibi bir araç olarak algılamıyor, bir şeyleri zorla yaptırmak için gerekli olduğunu düşünmüyorum. Sizin de böyle düşünmeniz gerektiğim savunmuyorum. Bu şekilde kullanılan güç, uzun ömürlü olamaz. Ancak siz de, gücün dünya üzerindeki etkisini kabul etmelisiniz. Algılarınızı ya siz yönlendirirsiniz, ya da bir başkası bunu sizin için yapar. Siz ya yapmak istediğiniz şeyleri yaparsınız, ya da başkalarının sizin için hazırladıkları planlara uyarsınız. Bana göre asıl güç, istediğiniz sonuçları yaratabilme ve olaylar içerisinde diğer kişilere hak ettikleri değeri verebilme yeteneğidir. Güç, düşüncelerinizi amacınıza uygun olacak şekilde yönlendirebilmek için, hayatınızı değiştirebilme yeteneğidir. 

Gerçek güç paylaşılır, mutlak hakimiyeti gerektirmez. Güç, sizin ve değer verdiğiniz kişilerin ihtiyaçlarım tanıma ve giderme yeteneğidir. Kesin olarak istediğiniz sonuçlara ulaşabilmek için, düşünce süreci ve davranışlarınızı, yani kendi krallığınızı yönetme yeteneğidir, Tarih boyunca hayatımızı kontrol eden güçler, çok değişik ve birbirine zıt şekillerde ortaya çıkmıştır, îlk çağlarda güç, tamamen fizyolojinin bir sonucuydu. En kuvvetli, en hızlı olan; kendinin olduğu kadar, çevresindekilerin de hayatım yönlendirme gücünü elinde bulundururdu. Medeniyet ilerledikçe, güç mirasla geçer oldu. Gücünü oluşturan simgelerin içinde yaşayan kral; kusursuz otoritesiyle ülkeler yönetir, diğerleri de güçlerini ona olan yakınlıklarıyla kazanırdı. Endüstri çağının basında güç, sermaye idi. Onu elde eden endüstriyel ürünlere hükmederdi. Tüm bunlar şimdi de hayatta rol oynamaya devam ediyor. Faraşı olmak, olmamaktan; fiziksel yönden kuvvetli olmak, olmamaktan daha iyidir. Her şeye karşın günümüzde gücün gerçek kaynağı, yine de uzmanlaşmış bilgiden geliyor. 

Bir çoğumuz, şimdiye kadar içinde yaşadığımız çağın bilgi çağı olduğunun farkındayız. Artık biz endüstriyel kültürü değil, iletişim kültürünü yaşıyoruz. Kuantum fiziği gibi anlaşılmaz, hamburger pazarlamacılığı kadar sıradan da olsa; yeni düşüncelerin, dalgalanmaların ve kavramların dünyayı günlük olarak değiştirdiği bir zamanda yaşıyoruz. Modern dünyayı karakterize edebilecek bir şey varsa; o da hayal edilebileceğin ötesinde muazzam bilgi akışı ve bunun getirdiği değişikliklerdir. Bu yeni bilgiler bize kitaplarla, filmlerle, televizyonla ve bilgisayar çipleriyle; görülmek, duyulmak ve hissedilmek için veri sağanağı halinde ulaşır. İşte bu toplum, kralların sahip olduğu sınırsız gücü; bilgi ve iletişim yoluyla elde etti. John Kenneth Gaibraith'in yazdığı gibi, "Endüstri toplumuna hız kazandıran şey paradır. Fakat bilgi toplumunu hızlandıran ve güce ulaştıran bilgidir. Şimdi, bilgi sahibi olanlar ve olmayanlar şeklinde yeni bir sınıfsal bölünme ortaya çıktı. Bu yeni sınıf, gücünü ne paradan, ne sahip olunan topraklardan değil sadece bilgiden alıyor." 

Burada dikkat edilecek ilginç nokta ise, güce ulaştıran kapının herkese açık olmasıdır. Orta çağda kral değilseniz, başarılı olmak için çok sayıda zorluğu yenmeniz gerekiyordu. Endüstri çağının başlarında da, sermayeniz yoksa onu elde etmek için, kendinize has özellikleri gerçekten çok kurnazca kullanmanız gerekiyordu. Fakat bugün, herhangi bir çocuk bile bir ortaklık kurarak dünyayı değiştirebilir. Modern dünyada kralların kudreti bilgidir. Uzmanlaşmış bilginin çeşitli şekillerim kullanarak insan, kendini ve birçok yönden de tüm dünyayı değiştirebilir.

ABD'de yaşantımızın kalitesini yükseltecek, uzmanlaşmış feniği çeşitleri herkese açıktır. Bunlar her kitapçıda, her video satıcısında, her kütüphanede bulunabilir. Hatta bunları seminerlerden, kurslardan ve konuşmalardan da elde edebilirsiniz. Çünkü, hepimiz başarıya ulaşmak istiyoruz. Bu alanda en çok satan kitaplar, kişisel mükemmelliğe ulaşmayı sağlayacak reçetelerle doludur: "Bir Dakikalık Yönetici", "Mükemmeli Arayış", "Harvard işletme Okulunda Size Öğretilmeyenler", "Sonsuza Uzanan Köprü"... Listeyi daha da uzatabiliriz. Öyleyse neden diğerleri sadece bakarken, bazıları efsanevi sonuçlara ulaşabiliyorlar? Neden hepimiz mutlu, sağlıklı, zengin ve başarılı olamıyoruz? 

Gerçek şudur ki, bilgi çağında bile, bilgi yeterli olmayabiliyor. Hepimizin ihtiyaç duyduğu şey, idealler ve pozitif düşünce olsaydı; çocukluğumuzda her birimizin küçük muhteşem atları olur ve rüyalarımızdaki hayatımızı yaşıyor olurduk. Her büyük başarıyı perçinleyen şey, eylemdir. Eylem, sonuçları hazırlayandır. Bilgi ise, insanın eline geçtiğinde iyi kullanılırsa yararlı bir potansiyel güçtür. Gerçekte gücün kelime anlamı da eylem yeteneğidir. Yaptıklarınızı belirleyen şey haberleşmenizdir. Modern dünyada yaşam şekliniz, iletişim şeklinizi belirler. Betimlemeleriniz, sözleriniz, yüz ifadeleriniz; ne bildiğiniz! ve neleri kullanabileceğinizi belirler. 

İnsanların çok aşırı başarılı olmaları ve bulundukları yerlere gelmeleri için, kendilerine tanrının özel yetenekler hediye ettiği düşüncesinin tuzağına sıkça düşeriz. Fakat yakından bakıldığında görülür ki; sıradanlığın üzerinde özelliklere sahip olduğunu düşündüğünüz kişilerin diğerlerinden farkı, kendilerini eyleme geçirme yeteneğine sahip olmalarıdır. Bu da aslında kendi içinizde geliştirebileceğiniz bir yetenektir? Ste ve Jobs'ın sahip olduğu bilgilere diğer insanlar da sahipti. Hatta Ted Turner dışında başka birisi de, kablolu yayının müthiş bir ekonomik potansiyele sahip olduğunu görebilirdi. Fakat Turner ve Jobs eyleme geçmiş ve birçoğumuzun hayat deneyimini değiştirmiştir. İki türlü iletişim şekli kullanırız. Birincisi iç iletişimimiz, yani kendi içimizde gerçekleştirdiğimiz söyleyişler, hisler ve betimlemelerimizdir. îkincisi de fiziksel iletişimimiz ki, bu da kullandığımız kelimeler, ses tonlamalarımız, mimiklerimiz, vücut hareketlerimiz ve fiziki davranışlarımızdır. Yaptığımız her iletişim bir eylem, harekete yönelten bir nedendir. Bütün iletişimlerin, hem kendimiz hem de başkaları üzerinde değişik etkileri vardır.


İletişim, güçtür.
İletişimi etkili kullanabilenler, kendilerinin dünya deneyimlerini ve dünyanın onlar üzerindeki deneyimlerini değiştirebilirler. Tüm davranış ve düşüncelerin asıl kaynağı iletişimin bir türüdür. Büyük çoğunluğumuzun düşüncelerini, hislerini ve hareketlerim etkileyenler, içinde güç barındıran bu oyuncağı nasıl kullanacağım bilen kişilerdir. Dünyamızı değiştiren John F. Kennedy, Thomas Jefferson, Martin Luther King Jr., Franklin Delano Roosevelt, Winston Churchili, Mahatma Gandhi ve bunların daha hırçın bir örneği olan Hitler gibi insanları düşünün. Tüm bu insanların sahip oldukları ortak özellik, üstün birer iletişimci olmalarıdır. Onlar, kitlelerin düşünce ve davranışlarım etkileyen olayları insanın uzaya gitmesi veya kin ve nefret dolu bir Üçüncü Alman Krallığı bile olsa görüntüleyerek, dünyaya mükemmel bir şekilde aktardılar. Bu güçleriyle de tüm dünyayı değiştirdiler. 

Gerçekten de bir Spielberg'i, bir Springsteen'i, bir lococca'yı, bir Fonda'yı, bir Reagan'ı diğerlerinden ayıran özellik, bu değil midir? Onlar iletişim ve etkileşim araçlarının efendileri değil mi? Onların diğerlerim yönlendirmede kullandıkları iletişim araçlarım biz de kendimizi yönlendirmede kullanabiliriz. Dış dünya ile iletişim düzeyiniz; diğer insanlara göre; kişisel, sosyal, duygusal ve finansal başarı düzeyinizi belirler. Daha da önemlisi mutluluğunuz, eğlenceniz, sevinciniz, sevginiz, iç deneyimlerdeki başarı düzeyiniz; kendi kendinizle nasıl iletişim kurduğunuzu gösterir. Hissettikleriniz, yaşantınızdaki olayların sonucu değildir. O sadece sizin olayları açıklama biçiminizdir. Tüm başarılı kimselerin yaşam öyküleri, yaşam düzeyinin olaylara değil, fakat daha çok olaylar karşısında neler yapıldığına bağlı olduğunu göstermiştir. 

-Seçtiğiniz yaşamı algılama şekline bağlı olarak, nasıl hissedeceğinize ve davranacağınıza ilişkin kararı sadece siz verirsiniz. Hiçbir şey, bizim verdiğimizin dışında bir anlama sahip değildir. Bir çoğumuz bu yorumlama sürecini; düşünmeden, otomarik olarak gerçekleştiririz. Oysa bu gücü; dünya deneyimlerimizi değiştirebilecek şekilde yeniden ele alabiliriz. Bu yazı kesin sonuçlara ulaşmayı sağlayacak yoğun, yönlendirilmiş, benzeşimli davranış biçimleriyle ilgilidir. Gerçekte bu yazıda nelerin olduğunu iki kelimeyle anlatmak istersem, şöyle söyleyebilirim: "Sonuçları hazırlama". Bunu düşünün. Bu, gerçekten ilgilendiğiniz şey değil mi? Belki kendiniz ve dünyaniz hakkındaki düşüncelerinizi değiştirmek istersiniz. Belki de daha iyi bir iletişimci olmak, daha sevecen ilişkiler geliştirmek, daha çabuk öğrenmek, daha sağlıklı olmak, ya da daha fazla kazanmak gibi arzularınız vardır. 

Tüm bunları, hatta daha fazlasını, bu kitapta verilen bilgileri yerinde ve etkili bir şekilde kullanarak gerçekleştirebilirsiniz. Bununla birlikte, yeni sonuçlar yaratmadan önce, halen birçok sonucu yaratmış olduğunuza inanın. Bunlar arzuladığınız sonuçlar olmayabilir. Birçok kişi zihin durumumuzu ve aklımızdan geçenleri kontrolümüz dışında oluşan şeyler olarak düşünür. Oysa zihinsel faaliyetlerinizi ve davranışlarınızı, daha önce hiç ihtimal vermediğiniz ölçüde kendiniz kontrol edebilirsiniz. Canınız sıkılıyorsa bu durumu yaratan sizden başkası değildir! Bu durum sizin eserinizdir.

Can sıkıntısı gibi hissi olayların kendiliğinden olmadığını bilmek çok önemlidir. Sıkıntıya yakalanmıyorsunuz. Hayatınızdaki tüm diğer sonuçlar gibi, kendinize has zihinsel ve fiziksel faaliyetlerle, onu da kendiniz yaratıyorsunuz. Kederli olmak için hayatınızı değişik yönlerden görüntülemelisiniz. Kendi kendinize belirli şeyleri doğru bir ses tonuyla söylemek zorundasınız. Kendinizi özel bir durum ve nefes alıp verme sürecine uyarlamak zorundasınız. Örneğin, sıkıntılı olmak istiyorsanız; omuzlarınızı çökertip, sürekli yere bakmanızın size korkunç yararı olacaktır. Ayrıca sesiniz! üzüntülü bir tonda kullanmak ve hayatınızda olabilecek en kötü senaryoları düşünmek de size yardımcı olur. Biyokimyanızı yetersiz beslenme, aşırı alkol ve uyuşturucu kullanma yoluyla karmaşaya sokarsanız; vücudunuzdaki kan şekerini düşürür, böylece de kendinizi bunalıma sokmayı garantilersiniz! 

Burada üzerinde durmak istediğim nokta, çöküntü yaratmak için fazladan bir çaba harcamak gerektiğidir. Bu çok zor, bir iştir ve bazı özel durumlar almayı gerektirir. Bazı kimseler bu durumlara çok sık girdiklerinden, onlara bu iş çok kolay gelir. Onlar bu iç iletişim şeklini, kendilerinin denetimi dışındaki olayların yarattığım öne sürerler. Bazı insanlar, bu tür iletişimi günlük yaşantılarının doğal bir parçası olarak ortaya koyduklarından; diğerlerinin dikkatin! çekerek onlardan sevgi, sempati gibi birçok yapay kazanç sağlayabilirler. Diğerleri de ; bunu çokça yaşadıklarından, bu davranış biçimi onlara çok normal gelir. Bu insanlar, zamanla içinde bulundukları durumla tanınır hale gelirler. Biz her şeye rağmen, zihinsel ve fiziksel faaliyetlerimizi ve bunların sonuçları olan duygularımızı ve davranışlarımızı, büyük ölçüde değiştirebiliriz. 

Coşku dolu olmayı gerektiren hisleri kendi içinizde yaratırsanız, derhal coşkulu duruma geçebilirsiniz. Zihninizde bu duyguyu yaratacak görüntüleri canlandırabilirsiniz. Kendinizle olan iç diyaloğunuzun tonunu ve içeriğini değiştirebilirsiniz. Kendinizi, vücudunuzda bu durumu yaratacak belirli davranışlara ve nefes alma şekline uyarlayabilirsiniz. Sonuçta coşkuyu yaşayacaksınız! Sevecen olmayı diliyorsanız, yapacağınız şey sadece sevecen olmanın gerektirdiği durumu tetikleyecek tarzda, zihinsel ve fiziksel faaliyetlerinizi değiştirmektir. Aynı koşul; sevgi ve benzeri olaylar için de geçerlidir. Îç iletişiminizi yönlendirerek duygusal durumlarınız! yaratma sürecini, yönetmenliğe benzetebiliriz. Bir filmin yönetmeni ulaşmanızı istediği kesin sonuçları yaratmak için, gördüğünüz ve duyduğunuz her şeyi ustalıkla kullanır. Korkmanızı isterse; ekranda bazı özel etkileyiciler kullanabilir ya da sesi yükseltebilir ve bunu tam gerektiği anlarda yapar. Coşmanızı isterse; bunu sağlayacak her şeyi; müziği, ışığı, görüntüyü düzenleyebilir. Bir yönetmen, ekrana yansıtmak istediği konuya göre bir olaydan hem komedi hem de trajedi yaratabilir. Siz de aynı şeyleri zihninizin ekranında oluşturabilirsiniz. Benzer yetenek ve güçleri kullanarak, fiziksel davranışlarınızın destekleyicisi olan zihinsel davranışlarınızı biçimlendirebilirsiniz. Zihninizdeki olumlu mesajların sesini, ışığım güçlendirebilir ve olumsuz olayların görüntülerim, sesini bulanıklaştırabilirsiniz. Spielberg ve Scorsese'm film setlerini yönettikleri şekilde beyninizi yönetebilirsiniz. 

Bundan sonraki bazı açıklamalara inanmak size çok güç gelebilir. Belki istediğinizde bir insana ulaşmanın, onun gerçek düşüncelerim öğrenmenin ya da en güçlü zihinsel kaynaklarınızı çağırmanın bir yolu olduğuna inanmayacaksınız. Fakat çok değil, yüz yıl önce insanoğlunun aya gideceğini savunsaydınız; insanlar sizin bir çılgın, hatta bir deli olduğunuzu sanırdı. Yine New York'tan Los Angeles'a beş saatte gitmenin mümkün olacağını söylemiş olsaydınız; insanların gözünde tam bir hayalperest durdunuz. Fakat tüm bunlar, özel teknolojiler ve aerodinamik bilimi sayesinde başarılmıştır. Şimdi de bir havacılık şirketi, New York-California arasını yirmi dakikada alabilecek bir aracı geliştirme çalışmalarının on yıl içerisinde sonuçlanacağım iddia etmektedir. Benzer şekilde siz de farkında olmadığınız, fakat sizde var olan niteliklere, bu yazıda öğreneceğiniz "En Uygun Performans Teknikleri" aracılığıyla ulaşmayı öğreneceksiniz. Mükemmele ulaşan insanlar, sürekli olarak başarıya giden yolu izlerler. Ben buna "Asıl Başarı Formülü" diyorum. Bu formülün birinci basamağı, sonuçlarınızı bilmek; yani, ne istediğinizi kesin olarak ortaya koymaktır, ikinci basamak ise, eyleme geçmektir, inandığınız hareket tarzlarını uygulamak, büyük bir olasılıkla istediğiniz sonuçlara ulaşmanızı sağlayacaktır. 

Tuttuğunuz yol, sizi her zaman arzuladığınız hedeflere ulaştırmayabilir. Öyleyse üçüncü basamak da, faaliyetlerinizden elde ettiğiniz neden-sonuç ilişkilerini tanımak için, hassasiyetinizi geliştirmek ve hedeflerinize ulaşmadaki başarı ya da başarısızlığı mümkün olan çabuklukta gözlemleyebilmek olmalıdır. Sohbetlerden ya da günlük hayatınızdaki alışkanlıklarınızdan gelse bile, davranışlarınızdan neler kazandığınızı bilmek zorundasınız. Kazandıklarınız istedikleriniz değilse; her deneyiminizden faydalanmak için, davranışlarınızın ne sonuçlar doğurduğuna dikkat etmelisiniz. Sonra dördüncü basamağı uygularsınız ki, bu da istediğiniz! elde edinceye kadar, davranışlarınızı değiştirebilme esnekliğini geliştirmektir. Başarılı insanlara baktığınızda, bu basamakları izlediklerim görürsünüz. Onlar bir hedef seçerek başladılar, çünkü hedef olmadan atış yapılamaz. Eyleme geçtiler; çünkü sadece bilmek yeterli değildir. Tepkilerim öğrenmek için insanları tanıma yetenekleri vardı. Neyin işe yaradığım buluncaya dek davranışlarım değiştirmeye, düzeltmeye, uyarlamaya devam ettiler. 

Steven Spielberg'i göz önüne alın. Otuz üç yaşında tarihin en başarılı film yapımcısı oldu. Halen yapılmış en muhteşem film E.T. (Uzaylı) de dahil olmak üzere, tüm zamanların en mükemmel on filminden dördünün yaratıcısı O'dur. Bu genç yaşında böyle bir noktaya nasıl geldi? işte bu dikkate değer bir hikayedir. Spielberg on iki, on üç yaşlarından beri bir film yönetmeni olmak istediğin! biliyordu. On yedi yaşındayken bir hafta sonu üniversal Stüdyolarım gezmek için düzenlenen bir tura katılması, O'nun yaşamım değiştirdi. Fakat turun tüm ayrıntıları gözler önüne sermediğim gören ve ne istediğim , neler yapabileceğin! bilen Spielberg hemen harekete geçti. Gerçek bir filmin çekimlerini izlemek için gruptan ayrıldı. Sonra da kendini, bir saat boyunca ilginç film hikayelerin! dinleyeceği Universal'ın Yazı işleri Müdürünün odasında, koyu bir sinema sohbetinin içinde buluverdi. Müdür de Spielberg'in senaryolarım ilgiyle dinliyordu. 

Birçokları için bu kadarı, hikayenin sona ermesi için yeterlidir. Fakat Spielberg, diğerleri gibi değildi. Çok güçlüydü. Ne istediğini biliyordu, ilk ziyaretinden ders aldı ve yaklaşım biçimini değiştirdi. Ertesi gün takım elbisesini giydi, babasından kalan ve içine sadece bir sandviç ve iki şekerleme koyduğu evrak Çantasını aldı ve sanki oranın kırk yıllık çalışanıymış gibi film setine tekrar gitti. O gün çok işi olan bir set görevlisi tavrı takınarak kapıdaki bekçiyi atlattı ve hızlı adımlarla içeri girdi. Kendisine terk edilmiş bir treyler buldu ve plastik harflerle kapıya "Steven Spielberg, yönetmen " yazdırdı. Sonra tüm yaz boyunca yazarlar, editörler ve yönetmenlerle tanışıp sohbet etmeye, en çok özlemini çektiği bu dünyada oyalanıp her konuşmadan bir şeyler elde etmeye ve film yapım dünyasında nelerin döndüğünü öğrenip kendini geliştirmeye devam etti. 

Üniversal Şirketinde çalışmaya başlayan Steven, 20 yaşında kendi çektiği küçük bir filmi yöneticilere gösterdi ve hemen ardından, bir TV dizisinin yedi yıl boyunca yönetmenliğim yapmak için teklif aldı. Böylece Steven rüyalarım gerçeğe dönüştürdü. Spielberg Asıl Başarı Formülünü uyguladı mı? Evet. O ne istediğini öğrenmek için uzmanlaşmış bilgiyi kullandı ve eyleme geçti. Davranışlarının O'nu hedefine yaklaştın? yaklaştırmadığını ya da ne gibi sonuçlar almakta olduğunu kavramak için, duyuşsal üstünlüğü elde etti. îsteklerine ulaşmak için davranışlarını duruma göre değiştirme esnekliğim kazandı. Tanıdığım başarılı kişilerin de, Spielberg'inkine benzer adımları attığım gördüm. Başarıya ulaşanlar, istedikleri hayatı yaratana dek, değişmek ve esnek olmak zorunluluğunu hissederler. 

Düşlerini süsleyen amacı nihayet gerçekleştirmiş bir kişiyi Columbia Üniversitesi Hukuk Fakültesi dekanı Barbara Black'i ele alın. Daha genç bir kadınken erkeklere özgü bir çalışma alanına zorla girdi ve Columbia'dan üstün başarıyla mezun oldu. Sonra kendine başka bir hedef belirledi ve mesleki hedefim askıya aldı. Yeni hedefi mutlu bir evlilikti. Dokuz yıl sonra, mesleki hedefine giden yolda tekrar yürümeye hazırdı. Yale'de lisans üstü programına kayıt oldu ve kendisin! her zaman çok istediği mesleğine yöneltecek; öğrenme, araştırma ve yazma yeteneklerin! geliştirdi. inanç, ufkunu genişletmişti. Olaylara yaklaşımım değiştirmiş, iki hedefi birbiri ile bağdaştırdıktan sonra da Amerika'nın itibarı en yüksek hukuk fakültesine dekan olmuştu. O, kabuğunu kırdı ve başarının her alanda aynı anda yaratılabileceğim ispatladı. Asıl Basan Formülü'nü uyguladı mı? Evet. Ne istediğim bilerek bir şeyler yaptı. Yaptıklarının işe yaramadığını gördüğünde, işe yarayacak şekle ulaşıncaya kadar kendini değiştirmeye devam etti. Sonuçta saygın bir hukuk fakültesinin dekanı, iyi bir anne ve ev kadını olmayı başardı. 

İşte size başka bir örnek: Hiç, bir parça da olsa Kentucky usulü kızarmış piliç yediniz mi? Bir ulusun damak tadı alışkanlığım değiştiren ve kurduğu imparatorluk sayesinde milyoner olmayı başaran Albay Sanders'i tanıyor musunuz? îşe ilk başladığında bir kızarmış tavuk tarifinden başka sermayesi olmayan yaşlı bir emekliydi. Hepsi bu kadar. Otoyol başka bir yere taşındığından iflas edecek olan küçük bir lokantanın dışında başka bir şeye sahip değildi, îlk Sosyal Güvenlik çekini aldığında; kızarmış piliç tarifini satarak para kazanıp kazanamayacağım görmeye karar verdi. Aklına ilk gelen çare; lokanta sahiplerine tarifini satarak onlardan piliç basma prim almaktı. 

Bir işe başlamak için bu yöntemin uygun olduğu söylenemez. Başlangıçtaki gelişmeler onu hemen yıldız yapmadı. Geceleri arabasında yatarak, kendisine destek olabilecek birilerini bulmak için tüm ülkeyi dolaştı. Fikirlerim değiştirerek kapıları çalmaya devam eti. Tam 1009 kez ters yüz edildikten sonra mucizevi bir şey oldu. Birisi "Evet" dedi. Artık Albay işindeydi. Kaçınız bir reçeteye sahipsiniz? Kaçınız beyaz elbiseler içindeki bu kısa boylu, yaşlı adamın fiziksel gücüne ve karizmasına sahipsiniz? Albay Sanders bir servet elde etti, çünkü eyleme geçebilecek kararlılığa sahipti. En çok istediği sonuçları oluşturabilecek kişisel gücü vardı. Bin kez " hayır" cevabını almasına karşın, bir gün birisinin " evet" diyeceğine olan mutlak inancı ve kendisin! bir sonraki kapıyı çalmaya yöneltecek, iç iletişimini sağlama yeteneği vardı. 


Bu yazıdaki her şey; şu ya da bu şekilde başarılı eyleme geçmenizi sağlayacak en etkili mesajları, beyninizde yaratmanız içindir. Hemen her hafta "Zihin Devrimi" isimli bir seminer düzenlerim. Bu seminerde insanlara beyinlerin! en etkili olarak nasıl kullanacakları, kişisel enerjilerim en üst düzeye çıkarmak için nasıl yemek yiyecekleri, nasıl nefes alacakları ve nasıl alıştırma yapacaklarına kadar her şeyi öğretiyoruz. Bu dört günlük işlemin ilk akşamı " Güçte Korku " diye adlandırıldı. Seminer, korkuyu yenerek eyleme nasıl geçileceğim öğretecek şekilde hazırlandı. Seminerin sonunda da herkese, ateş üzerinde yürüme sorumluluğu verilmektedir. Kızgın kömürler üzerinde herkes 3 - 4 ; hatta bazıları 13 metre yürüyebilmektedir. Korktuğum olay başıma geldi, herkes yürüyüşün büyüsüne kapıldı ve asıl amaçtan uzaklaşıldı. Amaç ateş üzerinde yürümek değildi. Kızgın kömürler üzerinde mutlu bir gezinti yapmanın büyük bir ekonomik ve sosyal faydası olamaz. Buna karşın ateş yürüyüşü, insanlara önceden olanaksız olarak gördükleri sonuçları üretecek kişisel güce sahip olduklarım, böyle bir sonucun nasıl üretildiğini görme deneyimi kazandırır. 

İnsanlar ateş yürüyüşünü değişik amaçlarla binlerce yıldır uyguluyorlar. Dünyanın bazı yörelerinde de dinsel bir sadakat sınavı olarak görülüyor. Benim düzenlediğim ateş yürüyüşü, dinsel deneyimlerin bir parçası değildir. Fakat bir inanç deneyimidir. însanlara kendi kendilerine değişebileceklerim, gelişebileceklerin! ve pek çok alana yayılabileceklerini, mümkün olmayacağım düşündükleri şeyleri yapabileceklerim ve en büyük korkuların ve sınırlamaların kendilerince yaratıldığım öğretir. 

Ateş üzerinde yürüyebilmekle yürüyememek arasındaki tek fark, geçmiş korku şartlanmalarınızı yenerek, eyleme geçmenizi sağlayacak kendi kendinizle iletişim kurma yeteneğim kazanmaktır. Buradan çıkarılacak sonuç da; insanların başarabil- melerim ve etkili eylemi gerçekleştirebilmelerim sağlayacağına inandıkları kaynakları bir araya getirebildikleri ölçüde, her şeyi başarabilecekleridir. Tüm bunlar bizi, basit ama göz ardı edilemeyecek bir gerçeğe ulaştırıyor. Başarı tesadüfen elde edilmez. Olumlu sonuçlara ulaşanlarla ulaşamayanlar arasındaki fark, paranın yazı ya da tura gelmesi gibi basit rastlantısal olaylardan oluşmaz. Hepimizin içinde ulaşılabilir uzaklıkta; bizi mükemmele götürecek, uyumlu, mantıklı ve özel yolların bulunduğu bir güç bölgesi vardır, içimizdeki bu sihirli gücü açığa çıkarabiliriz. Öğrenmemiz gereken şey; vücudumuzu ve zihnimizi en güçlü ve en yararlı biçimde harekete geçirmek ve kullanmaktır. 


Spielberg'in ve Springsteen'in ortak özelliklere sahip olabileceklerini düşündünüz mü? John F. Kennedy ve Martin Luther King, Jr. insanları bu kadar derin ve duygusal olarak etkileyebilen neyi paylaşıyorlardı? Ted Turner'ı, Tina Tumer'ı kitlelerden ayıran nedir; ya da Pete Rose veya Ronald Reagan'ı? Farkı, rüyalarım gerçekleştirebilmek için sürekli olarak harekete geçebilme yeteneği yaratmaktadır. Fakat, onları yaptıkları herhangi bir işe gün geçtikçe kendilerinden bir şeyler katmaya yönlendiren şey nedir? Pek tabii ki bunun birçok faktörü vardır. Her şeye rağmen onların kendiliklerinden geliştirdikleri, başarıya ulaşmak için kendilerim ateşleyen yedi temel karakter özelliği olduğuna inanıyorum. Bunlar, başarıyı sağlayacak yedi temel tetikleyicidir. 


Birinci Özelik: HIRS .


Tüm bu insanlar; kendilerim yükselmeye, gelişmeye ve daha iyi olmaya yöneltecek; üretici, enerji verici hemen hemen hiç akıldan çıkmayan bir neden keşfettiler! Bu keşif onları başarıya ulaştıran aracın yakıtım veriyor, gerçek potansiyellerini körüklüyor. Pete Rose'un sanki birinci lige yeni çıkmış bir oyuncu gibi "ikinci basamağa beyzbol'da bir mevki sürekli kafa üstü atlamasına hırsı neden oluyor. Lee lacocca'nın eylemlerim diğerlerinden ayıran yine hırstır. Uzay araçlarını yaratan da hırstır. Hırs, insanları geç yatıran, erken kaldırandır. Hırs, kişiler arası ilişkilerde istenendir. Hırs, hayata güç, enerji ve anlam verendir. Bir artist, bir atlet, bir bilim adamı, bir ana baba ya da bir iş adamı mükemmel olmak için şiddetli istek duysalar bile, hırsları yoksa mükemmelliğe ulaşamazlar. On birinci bölümde, hedeflerinize uygun olarak bu iç kuvvetin nasıl açığa çıkarılabileceğim öğreneceksiniz. 


İkinci Özellik: İNANÇ.


Yeryüzündeki her kutsal kitap; gücün, sadakatin, inancın insanoğlu üzerindeki etkilerinden bahseder. ' Büyük başarılara ulaşanların başarılı olamayanlardan farkı, inançlarıdır. Ne olduğumuz ve ne olabileceğimiz hakkındaki inançlarımız; büyük ölçüde ne olacağımızı da belirler. Sihire inanıyorsak, sihirli bir yaşam süreriz. Yaşantımızın dar bir çerçeve içerisinde sınırlandırıldığına inanırsak, bu sınırları kendimiz birden gerçeğe dönüştürüveririz. Neyin doğru olduğuna inanıyorsak, o mümkün olur. Bu kitap, en çok istediğiniz hedeflere ulaşma yolunda size destek olacak, inançlarınızı hemen değiştirmemz için size bilimsel, özel bir yol kazandıracaktır. Birçok insan hırslı olmalarına karşın; ne oldukları, ne yapabilecekleri hakkındaki sınırlı inançları yüzünden rüyalarım gerçekleştirecek eylemlere geçemiyorlar. Başarılı insanlar ise ne istediklerini biliyor ve onu elde edebileceklerine inanıyorlar. Hırs ve inanç, mükemmele ulaşmamıza yardımcı olacak enerjiyi sağlar. Fakat sadece hareket etmemizi sağlayacak enerji yeterli değildir. Yeterli olsa idi yakıt dolu bir roketi cennete göndermemiz mümkün olurdu. Bu gücün yanında; bir yola, mantıksal gelişme duygusuna ihtiyaç vardır. Hedefi vurmak için neler gereklidir?


Üçüncü Özellik: STRATEJİ.


Strateji, kaynakları organize etme yöntemidir. Steven Spielberg bir film yapımcısı olmaya karar verdiği zaman, kendisini keşfetmek istediği dünyaya götürecek , bir yol çizdi. Ne öğrenmek istediğin!, kimden öğrenmesi ve ne yapması gerektiğini ortaya koydu. Hırsı, inancı ve hedefine ulaşabilmek için bir stratejisi vardı. Ronald Reagan herhangi bir konuda istediği sonuca ulaşabilmek için değişik iletişim stratejileri geliştirmişti. Her büyük sanatçı, politikacı, ana baba ya da işçi başarmak için yeterli kaynaklara sahip olmanın yetmediğini bilir. Bu kaynaklar etkili bir biçimde kullanılmalıdır. Strateji, yetenek ve tutkulara doğru yolu göstermektir. Bir kapıyı kırarak da açabilirsiniz anahtarla da. 



Dördüncü Özellik: DEĞERLERİN AÇIKLIĞI.



Amerika'yı üstün kılan şeylere bir göz atarsak; aklımıza, vatanseverlik, onur, hoşgörü, duygusu, özgürlük aşkı gelir. Bunlar neyin en doğru, neyin en önemli olduğu hakkında vereceğimiz kararlar için temel ahlaki, toplumsal ve pratik yargı değerleridir. Değerler kendi yaşantımızda neyin doğru, neyin yanlış olduğu konusunda sahip olduğumuz özel inanç sistemleridir. Hayatı daha saygın kılmak için bizim yarattığımız yargılardır. Birçok insan kendileri için neyin önemli olduğunu açıklıkla bilmez. Bireyler, kendileri ve diğerleri hakkında bilinçsizce inandıkları şeylerin doğru olup olmadıklarından tam emin olmadıkları için sık sık daha sonra mutsuzluk duyacaklar] işleri yaparlar. Büyük başarılara ulaşanlara baktığımız zaman, çoğunlukla neyin önemli olduğu hakkında sağlam hislere sahip olduklarım görürüz. Ronald Reagan'ı, John F. Kennedy'yi, Martin Luther King Jr.'ı, John Wayne'i, Jane Fonda'yı düşünün. Hepsinin değişik görüşleri vardı. Fakat hepsinde ortak olan yön; kim olduklarım, ne yaptıklarım ve niçin yaptıklarım bilmeleriydi. Değerleri anlayabilmek, başarıya ulaşmak için en yararlı ve en kuvvetli anahtarlardan birisidir.

Büyük bir olasılıkla sizin de dikkat ettiğiniz gibi, bu değerler birbirleriyle karşılıklı etkileşim içindedir. Acaba hırs, inançlarla etkileşir mi? Şüphesiz etkileşir. Bir şeyleri başarabileceğimize ne kadar inanırsak; genellikle başarıya o kadar çok yatırım yaparız. Sadece insanın kendisi başarıya ulaşmak için yeterli midir? Bu iyi bir başlangıç olabilir, ama güneşin doğuşunu göreceğine inanıyorsan ancak hedefe ulaşmak için stratejin batıya doğru koşmaya başlamaksa; güçlükle karşılaşabilirsin. Başarı için saptadığımız stratejiler değerlerimizden etkilenir mi? Elbette! Başarı için izlediğin strateji; hayatta neyin doğru, neyin yanlış olduğuna ilişkin değerlerinin aksine, inançlarına uymayan işler yapmam öngörüyorsa, en iyi stratejiler bile bir işe yaramayacaktır. Buradaki sorun, kişisel değerler ile stratejiler arasındaki iç çatışmadır. Benzer şekilde, incelenen dört konuyu da birbirinden ayrı düşünmek mümkün değildir. 


Beşinci Özellik: ENERJİ.



Enerji bir Tina Turner ya da bir Bruce Springsteen'in büyük ve mutluluk verici vaadleri, bir Donald Trump ya da bir Steve Jobs'ın yapıcılıklarının dinamizmi, Ronald Reagan ya da Katharine Hepburn'un yaşama gücü olabilir. Mükemmele gevşek adımlarla ulaşmak olanaksızdır. Mükemmel insanlar sorumluluk alır ve onları şekillendirir. Kafaları her an muhteşem fikirlerle doluymuşçasına yaşarlar. Tek sorunları bunları gerçekleştirmeye yetecek kadar zamanlarının olmamasıdır. Dünyada tutkularına inanan birçok kişi vardır ve bunları gerçekleştirebilecek doğru stratejileri bilirler; her şey yolundadır; fakat doğru bildiklerim gerçekleştirebilecek fiziksel eylem gücüne sahip değillerdir. Başarı; düşüncede sahip olduklarımızı gerçeğe aktaracak fiziksel, düşünsel, ruhsal enerjiler ile ayrılmaz bir bütündür. 


Altıncı Özellik: BAĞLAYICI GÜÇ.


Hemen hemen bütün başarılı kimseler; değişik inançlara sahip farklı çevrelerin insanlarıyla ilişki kurma, birleştirme ve ahengi sağlama konusunda harikulade bir yeteneğe sahiptirler. Elbette dünyayı değiştiren icatların sahibi, kaçık dahiler de vardır. Fakat insan tüm zamanım belli bir uğraşı ile geçirirse; sadece bir yönde başarılı, diğer yönlerde başarısız olur. Büyük başarı sahibi kişilerin hepsi —Kennedy, Reagan, King, Gandhi— milyonlarca insanı birleştirecek bağları kurma yeteneğine sahiptirler. Büyük basanlar gözle görülmezler. Onlar kalbimizin derinliklerinde saklıdırlar, iç dünyamızda diğer insanlarla birlikte olma ve bu ilişkiyi sürekli kılma arzusu bulunmalıdır. Bu arzu olmadan, başarı ya da mükemmelliğe ulaşmak mümkün değildir. 


Yedinci Özellik: İLETİŞİMİN MÜKEMMELLİĞİ.


Tüm kitap, özünde bu konuyla ilgilidir. Diğer insanlarla ve kendinizle iletişim yönteminiz, eninde sonunda yaşam düzeyiniz! belirleyecektir. Başarılı olan kimseler, hayatın kendilerine sunduğu herhangi bir zorluğu nasıl aşacaklarım ve deneyimlerim kendilerine yardımcı olacak şekilde nasıl kullanacaklarım iyi bilenlerdir. Başarısızlığa uğrayanlarsa; sürekli, hayatın kötü yönlerim görür ve bunları sınır olarak kabul ederler. Hayatımızı ve kültürümüzü yönlendirenler, aynı zamanda diğerleriyle iletişim kurmada da üstündürler. Genelde sahip oldukları bir yetenek de; bir görüş, bir araştırma, bir sevinç ya da bir görev hakkında iletişim kurabilmeleridir. Ana, baba, öğretmen, sanatçı ya da politikacıyı mükemmel yapan şey, iletişimlerinin mükemmelliğidir. 

Yaşam deneyimlerinizdeki düzeyi hemen artırmanızı sağlayacak, çok güvenilir bir yolda size bir şans yaratmak istedim. Aynı zamanda yaşantınızda yararlı olabilecek bir şeyleri, her zaman tekrar tekrar bulabileceğiniz bir çalışma yaratmak istedim. Değinecek olduğum konuların bir çoğunun kendi başlarına birer kitap olabileceğim biliyordum. Buna rağmen size her alanda kullanabileceğiniz bütün bir bilgi kaynağı sunmak istedim. Umarım siz de bunları benimsersiniz. Müsvetteler tamamlandığında son şeklini almış bölümler - birçok kimsenin dediği gibi - bir şey dışında son derece olumluydu. "Burada yazılı iki yazı var. Neden onları ayırıp bir tanesini şimdi bastırıp diğerini de birincinin devamı olarak on iki ay sonra pi- yasaya sürmüyorsun?" Amacım, size mümkün olduğunca çok bilgiyle, en kısa zamanda ulaşabilmekti. Bu bilgileri bir anda parçalamak istemedim. Sonra hatırladım ki, halkın yüzde üçünden azı mali bağımsızlığına ulaşmış, yüzde onundan azı hedeflerim yazıya dökmüş; Amerikan kadınlarının sadece yüzde otuz beşi -ve hatta erkeklerinin daha az bir kısmı - kendini ruhsal yönden iyi hissediyor ve eyaletlerin birçoğunda da, her iki evliliğin biri boşanma ile sonuçlanıyordu. İnsanların sadece çok az bir kısmı gerçekten düşledikleri hayatı yaşıyorlardı. Neden? Çünkü bu bir çabayı, sürekli bir eylemi gerektirir de ondan. 

Bir keresinde Bunker Hunt'a —Texas'lı petrol milyarderi— insanlara başarıya nasıl ulaşılacağı konusunda bir tavsiyesi olup olmadığı sorulmuşta!. Başarının basit olduğunu söyledi. "îlk önce, özellikle ne istediğinize karar verin ve ikinci olarak da amacınızı gerçekleştirmek için ödemeyi göze aldığınız ücreti belirleyin ve bunu ödeyin. Eğer bu ikinci basamağı uygulamazsanız, uzun dönemde isteklerinize hiçbir zaman ulaşamazsınız." Ben, "Konuşan çoğunluktan ziyade, ne istediğini bilen ve ideallerine ulaşmak için bunun karşılığım ödemeye hazır olan "eylemci azınlığa" seslenmek istiyorum. Sizi; kitabımı inceleme- ye, onunla ilgilenmeye, tamamım okuyup öğrendiklerinizi paylaşmaya davet ediyorum. 

Bu yazı, etkili eyleme geçmenin önemi üzerinde durdum. Fakat eyleme geçmenin birçok yolu var. Bunlar büyük oranda sınama yanılma yöntemine bağlıdır. Büyük başarıları olan birçok insan, isteklerine ulaşmadan önce sayısız kereler kendilerini yenilemişlerdir. Sınama yanılma bir şeyin dışında iyi bir yöntemdir:,o da zamandır. Zaman hiç birimizin yeterince sahip olamadığı ve çok değişik alanlarda kullanılabilen bir kaynaktır.

Peki ya öğrenme olayım hızlandırmak için eyleme geçmeyi sağlayan bir yol varsa? Mükemmele ulaşanların çoktan öğrendikleri derslerin nasıl öğrenebileceğim gösterebileceksem? Herhangi bir insanın mükemmelleşmek için yıllarım verdiği konuları, siz birkaç dakikada öğrenebilecekseniz? Bunu yapmanın yolu diğerlerinin mükemmelliğin! yeniden ortaya koyan bir yoldan, modellemeden geçiyor. Onlar diğerlerinden farklı ola- rak ne yaptılar da mükemmelliğe ulaştılar? Merak mı ediyorsunuz? Öyleyse onların dünyasını birlikte keşfedelim !...


Bir yorum

Cevapla

  
 
3+2 İşleminin Sonucu    
Yukarı Çık