:: OKUL BAŞARISI

:: OKUL BAŞARISI

Okula giden bir çocuktan neler beklenmelidir? Bu klasik soruya; ortalama olarak iyi bir karne ve teşekkür/takdir belgesi (kısaca akademik başarı) gibi cevaplar vermek oldukça olağan kabul edilmektedir. Gerçekten de okul çocuğundan bunları beklemek doğru mudur? Başarı denildiğinde sadece akademik başarıyı ya da daha yalın bir ifade ile notu mu anlamak gerekir? Akademik olmayan başarı/başarılar da olamaz mı?
Eğer, okullu çocuktan sadece akademik başarı bekleniyorsa, insan yetiştirme sistemimizde çok ciddi bir sorun olduğunu da kabullenmek zorundayız. Çünkü, akademik başarı insanı tek bir yönü ele almaktır. Bu ise, insan ve niteliklerini basite indirgemek demektir. Hiçbir insan mükemmel olmadığı gibi, birkaç basit beceri ya da yetenekle açıklanacak sıradan bir varlık da değildir. İnsanın potansiyelinin (bilişsel, duyuşsal ve fiziksel boyutları ile) geliştirilmesi ise okulun en temel görevlerinden birisidir. Ancak, yazılı olmayan bir anlaşma varmış gibi, okul, aile, öğretmen, sosyal çevre, siyasal sistemin odaklandığı bir tek boyut olduğu görülmektedir. Ve onun adı akademik başarıdır, yani nottur.
Bunu kanıtlamak için Google tarama motorunda yapılacak basit bir tarama sorunu açık ve net olarak ortaya koyabilir. Yapılan tarama şu sonuçları vermektedir: Akademik başarı tarandığında 12.500 sonuç; sosyal başarı tarandığında 127 sonuç ve kendini gerçekleştirme başarısı tarandığında ise “Aradığınız - "kendini gerçekleştirme başarısı" - terimlerini içeren herhangi bir belge bulunamadı” sonucu ile karşılaşılmaktadır. Bu tarama, 18 Mayıs 2006’da yapılmıştır. Sanırım, bu bizim neye ne kadar değer verdiğimizin somut bir kanıtı olarak düşünülebilir.
Akademik başarı gerçekten de bu kadar önemli midir? Sosyal başarı ve kendini gerçekleştirme başarıları görmezden gelinecek kadar önemsiz midir? ABD’de yapılan çalışmalar; okul birincilerinin okul sonrası yaşamlarında başarısız olduğunu göstermektedir (Yapıcı, 2004). Bunu akademik başarıya yüklenen anlamın abartılı olduğu şeklinde yorumlamak gerekir mi?
ABD okul kuruluş sistemlerine genel olarak bakıldığında, akademik başarı önde olmak üzere, sosyal başarı ve kendini gerçekleştirme başarısının da önemsendiği görülmektedir (Illich, 1985; Spring, 1991). Kuşkusuz, söz konusu okul kuruluş sistemlerinde, sosyal başarı ve kendini gerçekleştirme başarısına yüklenen anlamın evrenselliği, insancı bir felsefeye sahip olma düzeyi tartışmaya açık olmakla birlikte, en azından var oluşu kayda değer bir durum olarak düşünülebilir.
Ülkemizde her öğretim yılı sonunda yazılı ve görsel basına yansıyan karne fetişizmi, akademik başarısı düşük olduğu için evden kaçan çocuklar, intihara sürüklenen gençler; Türk eğitim sistemi için alışıldık bir manzaradır. Ve yetkili kurum ve akademisyenler, bu durumda nasıl davranılması gerektiğini uzun uzun anlatırlar. Ama hiç kimsenin (çoğunlukla) aklına akademik başarıya paralel olarak, okulun çocukta sosyal ve kendini gerçekleştirme başarısını da kurgulaması gerektiğini söylemek gelmez. Çünkü onlar da aynı sistemden çıkmışlardır. Öğüt verme sırası onlardadır.
BAŞARILI  OLMAK  İÇİN
I  .AMAÇLARIN  VE  ÖNCELİKLERİN  BELİRLENMESİ  GEREKİR
         Zaman ve hayat aynı anda kullanılır. Geçen zaman  kullanılmaz ve telafi edilmez. Zamanı boşa geçirmek, hayatı boşa geçirmek demektir.
Planlama geleceği bu güne getirmek demektir.
- Amaçlarınızı net bir şekilde belirleyip tanımlayın
- Önem sırasına koyun
- Birinci derecede önemli birden fazla amacı bir arada   gerçekleştire  bilmek mümkün değildir. Bir seçim yapıp gücünüzü sizin için en önemli  olan ve kendinizi en güçlü hissettiğiniz amaca yönlendirin
- En önemli grupta yer alan  amaçlarınızı gerçekleştirebilmek  için her  gün belirli bir süre ayırın.  
   Harcadığınızın gayretin değil, elde  ettiğiniz sonuçların üzerinde durun
- Amaçlar motivasyon için temel oluşturur, davranışı yönlendirir
-Çalışmak istedikleri  halde çalışamadıklarını  söyleyen  öğrencilerin  büyük çoğunluğu, çalışmak  
  için kendilerine ait gerçekte benimsedikleri bir sebepleri  olmayanlardır. Öğrencinin  çalışmak  için  kendisine  ait bir sebebi yoksva verimli çalışması mümkün değildir.

II  . PLANLI  ÇALIŞMAK  GEREKİR
         Planlı çalışma baştan  sona amaçlı bir iştir. Planlı çalışacak bir öğrencinin planlı olmanın önemini ve gereğini  kavramış olması gerekir.
Plan öğrenciye:
- Bir işin hazırlanmasında kendine yeterli zamanı yaratmasını sağlar
- Daha etkin olmasına yardımcı olur
- Kendisine güvenini yükseltir
- Sorunlarını çözmesini kolaylaştırır
- Doğru karar vermesini sağlar ve sık sık karar değiştirmekten kurtarır
         Her öğrenci çalışma planı yapmayı bilmelidir.
- Planlar günlük, haftalık ve aylık olarak düzenlenmelidir
         En iyi öğrenilen saatler zor öğrenilen dersler için ayrılmalıdır.
- Çalışmak için ayrılacak saatler saptanırken çalışılacak dersin sınıfta verildiği gün ve saate yakın olmasına dikkat edilmelidir. Bu durum  unutmayı azaltır, öğrenilenleri pekiştirir
- Her öğrencinin; en iyi anlayabileceği saatler farklı olmakla birlikte  herkes için  etkili öğrenme  zamanı uykudan  önceki ve  sabahın erken  saatleridir
- Çalışma planı, ani  olarak ortaya  çıkabilecek  durumlarda çalışmanın değişik saatlere kaydırılmasına olanak verecek esneklikte olmalıdır
- Çalışma sürelerinin uzunluğu derslerin özelliklerine göre düzenlenmelidir
- Çalışma saatleri olabildiğince her zaman günün aynı saatleri arasında olmalıdır
- Yemeklerden hemen sonra çalışılmamalıdır
- Hangi saatte neyin çalışılacağı kesin olarak önceden bilinmelidir
- Çalışma aralarındaki dinlenmeler ne çok uzun ne de çok kısa olmalıdır
-Sınıflar, iyi havalandırılmalı ve sessiz olmalıdır.
- Çalışma masası ve yüksekliği kişinin boyuna göre ayarlanmalıdır.
- Ders çalışma ortamındaki poster, afiş ve resimler dikkatin dağılmasına, öğrencinin hayal dünyasına dalmasına neden olur.
- Çalışma masası çalışma faaliyetler için kullanılmamalıdır.
- Çalışma ortamı ve masası sadece çalışma için kullanılmalıdır. Böylece ortam ve masa çalışma için uyarıcı niteliği taşır ve çalışmayı başlatır.
- Çalışmaya başlamadan önce çalışma sırasında gerekli olacak bütün malzemenin el altında bulunması, dikkatte kopmalara yol açacak nedenleri önlemek açısından yararlıdır.

II . ÇALIŞMAYI  SÜRDÜRMEK  DİKKATİ  YOĞUNLAŞTIRMAK

         Dikkat bir şeyi öğrenmek amacıyla gösterilen zihinsel çabaya denir. Öğrencinin dikkatini konu üzerinde toplamadan çalışmada direnmesi boşuna zaman yitirmekten  başka bir şey değildir. Çünkü  dikkat olmadan öğrenmede olmaz. Bu tür çalışma anlayışı verimli olmadığı gibi  öğrencide ders çalışmaya karşı isteksizlik, ilgisizlik, hoşnutsuzluk ve   bıkkınlık duygusuna neden olur.
         Ders üzerine  dikkati toplayamamanın iki nedeni  vardır. Birincisi bu konuda bir alışkanlığa sahip olmasıyla ilgilidir.  İkinci neden ise, konu üzerinde çalışırken, konu dışındaki bir sorunun zihni rahatsız etmesidir.
Dikkat doğuştan değil alıştırmalarla kazanılan ve geliştirilebilen bir alışkanlıktır.
Çalışmada Dikkati Dağıtan Bazı Nedenler
- Önemsiz sorunların zihni oyalaması.
- Duygusal sorunların olması. Duygusal sorunlar insan zihnini bir kısır döngüye sokar.
- Çalışırken gereksiz ayrıntılara dalınması.
- Çevrede olumsuz uyarıcıların olması.
- Öğrencide yetersizlik duygularının bulunması.
- Öğrenilecek bilgilerin sistemsiz, zor ve karmaşık olması.
- Düzensiz ve amaçsız çalışılması.
DİKKATİ  TOPLAMA  YOLLARI
         Amaçsız çalışma olmaz. Amaçsız yapılan çalışmada dikkat yoktur. Amaç yapılan işin neden yapıldığını belirler. Yaptığı işin amacını  bilmek, öğrencinin bu işi benimseyip ona sahip çıkmasına ve işin kendisini güdülemesine yardımcı olur.

- Çalışma için karar verme
         Konu üzerinde dikkatin toplanabilmesi için, gerekli kararların verilmiş olması gerekir. Hangi ders daha önce çalışılacaktır? Çalışılacak ders için hangi yöntemler kullanılacak?  Kullanılacak  araç ve gereçler nelerdir? gibi sorulara cevap bulmadan çalışmaya başlamamak gerekir. Bu soruların cevapları çalışma sırasında aranmaya  başlanırsa bu da kararsızlığa ve dikkatin dağılmasına neden olur.

- Konuya merak duyma
         Bir şey  ancak merak  edildiği oranda  öğrenilebilir. Merak konuya karşı ilgi uyandırır ve dikkatin  konu üzerinde  yoğunlaşmasını sağlar. Yapılan çalışma sevilmeli, hiç değilse sevilecek  yönleri aranıp bulunmalıdır.

- Fiziksel çevrenin düzenlenmesi
         Öğrenme  için  en uygun  fiziksel koşulların  yaratılması dikkatin toplanabilmesi için bir gerekliliktir. Çalışma için uygun masa, sandalye, oda ısısı, ışık durumu, sessizlik  gibi  etkenler sağlanmalı divan, koltuk, yatak, yumuşak sandalye gibi araçların bulunduğu çalışma ortamlarından uzak durulmalıdır.

- Planlı ve sistemli çalışmayı bilme
         Planlı çalışma, dikkatin konuya toplanmasına  yardımcı olan bir alışkanlıktır. Planlı çalışmada öğrenci  kendini konuya  daha çok verir, dikkatinin dağılmasını önleyerek çalışmada etkililik süresini arttırır.


- Çalışmada çeşitlilik sağlama
         Çalışma  sırasında  okuma,  yazma, anlatma, uygulama, test  çözme, test sorusu hazırlama vb. değişik etkinliklere yer verilmelidir.

- Çalışmada hedef saptama
        Kimi durumlarda öğrenilecek konular oldukça fazla, son derece karmaşık ve dağınık olabilir. Gerçekte konu ne olursa olsun çalışmaya geçmeden önce öğrenci kendisine erişebilir bir hedef seçmeli ve bunu  gerçekleştirmeden bunu çalışmayı bırakmamalıdır. Kişinin hedefleri gerçekçi olmalıdır. Öğrenci gücünün yetemeyeceği hedeflere ulaşmayı arzuladığı oranda  bu hedefleri  gerçekleştirmesi de o kadar  zorlaşır. Sık sık amaçladığı  hedeflere ulaşamayan  öğrenci kendisine güvenini yitirerek, derslere karşı genel bir isteksizlik duyar, başarısızlık duygusuna  kapılır.
 
- Kendine güvenme
         Öğrencinin kendine güvenmesinin  önemi hiç bir koşulda yadsınamaz. Güven eksikliği olan bir öğrencinin, kendine güven duymasının en etkili yolu o işi başaracağına kendisini inandırmasıdır. Kendine güven duygusu aynı zamanda güçlü bir  irade ve kararlılığı  gerekli kılar. Kararlılık engeller karşısında  gerilemeyi değil aksine bu engellerle mücadele gücünü yaratır. Kararlılık, plan dışı  saatte canınız  çalışmak istemezse de kendinizi çalışmaya zorlamaktır. Kolaydan zora doğru bir çalışma yolu izlemek, okumak yerine yazarak  çalışmak dikkatin  toplanmasına yardımcı olur.



- Çalışma öncesi yeterince dinlenmiş olma
         Çalışmaya geçmeden önce vücut ve zihin yeterince dinlenmiş olmalıdır. Aşırı  duyarlılık,  karamsarlık, isteksizlik,  bedensel  yorgunluk, uykusuzluk gibi nedenlerle  beliren bitkinliğe  düşmemek için  her zaman aynı biçimde olan çalışma yöntem ve tekniklerinden  kaçınmak, ders dışı uğraşlarla yeterince ilgilenmek ve gerçek anlamda olabildiğince dinlenmek zorunludur.

III. DİNLENMEK  VE  NOT  TUTMANIN  ÖNEMİ
Not almanın iki önemli yararı vardır:
- Not alma aktif katılımı sağlar. Böylece uyanık kalma, dikkati öğrenilen malzeme üzerinde yoğunlaştırmak mümkün olur.
- Not alma ve alınan notları yeniden düzenleme öğrenmenin  düşmanı olan unutmayı azaltır.
             İyi bir dinleyici  olmanın temel  kuralı iyi  not tutmak, iyi  not tutmanın yolu da iyi  bir dinleyici  olmaktır. İyi bir  dinleyici olmak için ön şartlar; ön sıralarda oturmak, bir önceki dersin notlarını gözden geçirmek ve derslere düzenli olarak devam etmektir.
- Dersi derste öğrenmek, boş zaman etkinliklerine zaman  ve olanak sağlar.
- İyi not tutmanın ön şartları, iyi not almak, uygun  malzemeyle sınıfa gelmek ve kısaltmalar kullanmaktır.
- Notların yeniden yazılması  zaman kaybı değildir. Bu  işlem  bilginin  hafızada pekişmesi açısından yararlıdır ve unutmayı engeller.
- Okumanın % 20'si, okuduktan sonra dinlenmenin % 40'ı, okuyup  dinlen  dikten sonra yazmanın % 60'ı hatırda kalır.
- Dinlenilenlerden not alırken dinleme etkin  olmalı, anlaşılamayan her  nokta öğretmene  sorulmalı ve ancak konu  öğrenildikten sonra  akılda  kalanlar not olarak yazılmalıdır.
          “ Duymak “ ile “ Dinlemek “ farklı şeylerdir.  Dinlemek,  duyulanı anlamak ve korumaktır.
- Dersi dinleyerek  öğrenen öğrenci öğrendiklerini evde daha az bir çalışma ile pekiştirebilir. Derste dinlemeden  evde öğrenmeye  çalışmak boşa zaman harcamaktır.
- Etkin dinleme, aynı tür bilgilerin muhakemesini ve dinlenilen konunun  eleştirilebilmesini kolaylaştırır.
- Etkin dinleme, öğrenciye konunun ana düşüncesini ve öteki önemli yanlarını yakalama olanağı verir.
- Dersi; etkin bir dinleyici olarak, derste  sorular sorarak,  fikirler üreterek, anladığınızı veya  anlamadığınızı  yüz ifadelerinizle belli ederek dinleyin.
Öğrenme ve öğrendiklerini saklama
-  Çalışmadan en iyi verimi alabilmek için, öğrenme seanslarını 30-40 dakikalık bölümlere       ayırmak gerekir. 30-40 dakika. çalıştıktan  sonra 10 dakikalık bir tekrar yapmak gerekir.
- Her çalışma seansından sonra 10 dakikalık dinlenme arası vermek gerekir. Bu dinlenme aralığında  beden gevşer, zihin  öğrendiklerini sağlamlaştırır ve hatırlamayı kolaylaştırır.
- Problem çözerken çözüme ulaşıncaya kadar mümkünse ara vermeyiniz.
- Uzun bir listeyi çalışmak  yerine, listeyi daha küçük parçalara bölerek öğrenmek daha kolaydır.
- Çalışırken zihninizi meşgul eden şeyleri dinlenme aralarında yapınız.
“ Televizyondan uzak durunuz “
         Öğrendiğiniz bir bilgi önce “kısa süreli belleğe” yerleşir. Bu bilgiler hemen unutulur. İlk kez çevirdiğiniz bir telefon numarasını düşünün. Meşgul sesi aldığınızda tekrar aramak istediğinizde telefon rehberinize tekrar bakmak zorunda kaldığınızı hatırlayın. Kısa süreli belleğe gelen bilgilerin uzun süreli  belleğe kaydedilmesi için mutlaka tekrarların yapılması gerekir.
         Bu tekrarlar  dersin veya çalışma  seansının hemen sonunda yapılan tekrarlar, günlük tekrarlar, haftalık ve aylık tekrarlar şeklinde olmalıdır.
         Sistemli tekrarlarla bilgiler uzun süreli belleğe yerleşir, ama bu bilgiler henüz bize mal olmamıştır. Bilgilerin bize mal olabilmesi ve gerektiği biçimde hatırlanabilmesi için  bilgilerin kullanılması yani denenmesi (sınanması) gerekir. Sınama, bilgi  transferi gerçekleşebilmesi için kaçınılmazdır. Öğrencinin öğrendiği konu ili ilgili kendi fikirlerini oluşturması, sorular çıkarması, konu ile ilgili problemlerle uğraşması, konuların benzerlik ve ayrılıklarını ayırt etmeye çalışması, deneme sınavlarından geçmesi, sınama için yeterli kabul edilir. Sınama bizi uzun süreli bellekte depolanan bilgiye götürür.
TEKRARLANMAYAN  VE  SINANMAYAN  BİLGİLER TAKMA  ORGANLARA  BENZER
ONLARI  DİLEDİĞİMİZ  GİBİ  KULLANMAKTA VE ANIMSAMAKTA  GÜÇLÜK  ÇEKERİZ
- Unutma öğrenmenin düşmanıdır. İnsan öğrendiklerinin yarısını öğrenmeden sonraki ilk 20 dakikada unutur. İlk 24 saat içerisinde de  yaklaşık % 70 'ini unutur.
- Unutmayı azaltan (engelleyen) temel etkinlik tekrarlar yapmaktır. Sistemli  tekrarların  en önemli  özelliği öğrenme, düşünme ve hatırlama  konusundaki  birikim sağlayıcı etkisidir. Düzenli tekrar yapmayan bir öğrenci harcadığı  gayreti ve zamanı ziyan eder ve kendisini zora sokar.
- Düzenli tekrarlar yapanlar çalışırken hafızalarındaki geniş bilgi birikimi sayesinde yeni bilgileri çok daha çabuk özümlerler. Bu tepeden   yuvarlanan kar topuna  benzer, aşağı  yuvarlandıkça  büyür, büyüdükçe artan kütlesi ile hızı artar.

NASIL  TEKRAR  ETMELİSİNİZ ?

- İLK      TEKRAR            : 30-40 dakikalık  bir öğrenme seansı sonunda yapılmalı ve 10 dakika sürmelidir.
- İKİNCİ   TEKRAR         : İlk tekrarın yapıldığı  günün akşamı uyumadan önce ve sabah kahvaltı yapmadan önce yapılmalı.
- ÜÇÜNCÜ   TEKRAR     : Öğrenmeden sonraki birinci  haftanın sonunda yapılır. Bu tekrar bilgilerin bir ay süreyle  hatırlanmasını sağlar.
- DÖRDÜNCÜ TEKRAR : Öğrenmeden yaklaşık bir ay sonra yapılır. Bu  tekrar  bilginin çok  daha uzun  süre  sağlıklı olarak hatırlanmasını sağlar.
Öğrenme üzerinde en az bozucu etki  yapan etkinlik uykudur. Bu nedenle yatmadan  önce 15-20 dakika özgün çalışılan konular tekrar edilir ve sabahleyin de  bu konular 15-20 dakikalık  bir süre tekrar edilirse; çalışılan  konunun uzun süre  hatırlanabilmesi  için önemli bir avantaj sağlanmış olur.

BİR  BİLGİNİN  HATIRLAMASINI  KOLAYLAŞTIRMAK  İÇİN ;
- Gerekli  gereksiz her şeyi  öğrenmek yerine yalnızca  gerekli olanlar öğrenilmelidir. Bunun için derslere düzenli devam ediniz,  öğretmeninizin önemli gördüklerine daha fazla önem veriniz.
- Öğrenme, amaçlı olmalıdır.
- Öğrenmeye karşı istek duyulmalıdır.
- Öğrenmede somut olanların soyut olanlara göre daha kolay öğrenildiği unutulmamalıdır. Öğrendiğiniz bir ilkeyi, formülü elinizdeki   yayınlardaki soruların çözümünde kullanarak somutlaştırın.
- Öğrendikleriniz arasında bağıntılar kurunuz. Bir biriyle ilişkilendirilen konular belleğe daha kolay aktarılır ve hatırlanır.
- Öğrenirken kavramları, formülleri  kodlandırın. Kodlayarak öğrenirsek daha geç unuturuz.
- Sözcük, kural, tanım, formül vb.lerini  ezberlemede  kart  yöntemini kullanın. Bunları küçük kartlara yazarak boş kaldığınız her  fırsatta çıkarıp okuyun.
- Konular bütün-parça-bütün tekniğiyle öğrenilmelidir. Önce konunun bütünü okunmalı  (çalışılmalı)  sonra anlamlı parçalara ayrılarak bölüm bölüm çalışılmalı ve daha  sonra konuyu yine bir bütün olarak algılamalı ve eksiklerinizi  gidermek için bu eksik noktalara yeniden çalışılmalıdır.
- Anlamı ya da niteliği  bilinmeden, hiçbir  yasa, kural, ilke vb. asla ezberlenmemelidir.
- Üniversiteye giriş sınavlarındaki  bazı  sorular bilgi temellidir. Bu da öğrenilen bilgilerin değişik  zamanlarda farklı bilgilerle birleştirilip kullanılmasını zorunlu kılar. Bu konu ile ilgili temel kavram ve ilkeleri  bilmiyorsanız, daha  karmaşık  konuları anlamanız mümkün değildir. Bilgi eksikliğinizi hemen gideriniz. Okuldaki öğretmenlerinizden ve idarecilerinizden yardım isteyiniz.
- Bu dersi anlamıyorum deyip bir kenara  atmak hiçbir  zaman yapmamanız gereken bir davranıştır.

“ Bu derste başarılı olacak mıyım ? “
“ Bu sınavda başarılı olabilecek miyim ? “
“ Ya başaramazsam, Annemin-Babamın yüzüne nasıl bakacağım ? “
“ Bu iş olmayacak galiba “
“ Arkadaşlarım benden çok çalıştı, ben tam hazırlanamadım... “
“ Çalışacak bunca konu var, hiç zaman kalmadı. Mahvoldum, hapı yuttum “

         Bunlar ve buna benzer düşünceler önemli bir sınava hazırlanan her öğrencinin zihnini meşgul eder. Ancak bu noktada kendimize şu soruları sormamız gerekir:

“ Bu düşünceler çalışmamı kolaylaştırıyor mu ? “
“ Bu düşünceler amacıma hizmet ediyor mu ? “
“ Bu düşünceler bana yardımcı oluyor mu ? “

         Bu sorulara verilecek cevap “ HAYIR “ olduğuna göre yapılacak olan bunlardan uzaklaşıp çalışmaya yönelmektir.

 DERLEYEN...EDİTÖR
İletişim:bilgi@Kesfetkendini.com

Bir yorum

Cevapla

  
 
3+2 İşleminin Sonucu    
Yukarı Çık